‘Dancing Building Technology’ adıyla duyurulan, ‘Dans Eden Binalar’ şeklinde dilimize çevirebileceğimizi düşündüğüm bu gelişme şiddetli depremler sırasında sallanacak ancak yıkılmayacak bina projesi.
Proje temelde basit ve ucuz bir teknik ile tuğla esaslı duvarlar ve evler inşa etmek anlamına geliyor. Özel şekilde imal edilmiş tuğlalar lego mantığı ile birbirlerine kenetleniyor. Ancak kenetlemeden önce petrol türevi hammaddelerden üretilen keçeler aralarına yerleştiriliyor. Bu şekilde imal edilen tasarımlar depremlerde oluşan yatay ve dikey sarsıntılara başarıyla direniyor. Titreşimler yapıya dans ettiriyor, ancak tuş edemiyor! Bazı zeminlerde yapıyı kızaklardan oluşan bir platform üzerine inşa etmek, benzetme yerindeyse dans pistini genişletiyor, ancak bu sayede yıkılmama olasılığını çok yükseğe çıkartıyor.
* * *
Dans eden evlerin şimdilik görülen dezavantajı işçiliğin alışılagelmiş tarzda olmaması nedeniyle pahalıya gelecek olması. Pahalılığı arttırma olasılığı olan bir konu da taşıma sırasında ortaya çıkacak olası tuğla hasarı. Kuşkusuz lego türü tuğla üretimi de başlangıçta fire oranı yüksek bir imalat süreci olacağından maliyetler normal kagir binalara kıyasla hayli yukarıda olacak. Ancak hayatımızı parayla ölçemeyeceğimiz için pahalılığa çoğumuzun itirazı olmayacaktır.
* * *
NATO destekli yürütülen ve patenti geçen ay alınan ‘Dans Eden Binalar’ projesi Azerbaycan’dan Prof. Dr. Elçin Halilov ile Uluslararası Deprem Kuruluşu Başkanı ve ATILIM Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Polat Gürkan’ın 10 yıllık çalışmalarının ürünü.
Yok Böyle Dans! söylemi bu projeye de çok yakışıyor.