Eskiye kıyasla betonun kuruması daha kısa süre bekleniyor olsa dahi çelik konstrüksiyonda kayıp süre oluşmuyor. Keza betona kıyasla hafif olması en kötü zemin koşullarında dahi inşaata olanak sağlıyor. Üstelik bu durum depreme karşı da çok büyük bir avantaj; çelik yapılar dünyada bilinen depreme en dayanıklı yapı türü unvanına sahipler.
Betonarme inşaatlarla karşılaştırıldığında çelik binalar enerji verimliliği ve çevreci olma özellikleri açısından da üstün konumdalar. Çünkü hem inşaat sırasında minimum su tüketimine neden oluyorlar, hem de yer altı sularının kirlenmesine ilişkin en küçük bir olumsuzluk yaratmıyorlar. Üstelik çelik geri dönüştürülebilir olduğundan inşaatın hurda değeri de yüksek oluyor. Dahası inşa sırasında gürültü ve kirlilik üretmediklerinden “çevreye verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz” türünden tabelalara da gerek bırakmıyorlar.
Mimari, elektrik ve mekanik çözümlerde de çelik büyük kolaylık ve esneklik sunuyor. Kolonsuz, kirişsiz olmaları sayesinde iç mimari ve dekorasyon rahatlığı sağlıyor. Ayrıca ısı, nem, ses, gün ışığı gibi faktörler açısından da avantajlılar. Keza sağlıklı iç hava kalitesi açısından da uzun vadede düşürmedikleri yüksek standarda sahipler.
Elbette dikensiz gül olmuyor! Çelik yapılar 11 Eylül’de New York’ta görüldüğü gibi yangına dayanıksızlar. Yangın çıktığında bina çok fazla ısınabiliyor ve karkası eriyerek çökebiliyor.
Betonarmeyi seviyoruz ama çelik yapıların avantajlarından daha fazla yararlansak da diyoruz.