Termoplastik (ısıya dayanıklı plastik) de çelik ile girdiği rekabetten alüminyum gibi başarıyla çıktı. Tamponlar, çamurluklar ve ön panel ile çevresi ele geçirdiği alanlar oldu.      
Çelik alüminyumdan daha ucuz olmasına, plastikten çok daha kısa sürede geri dönüştürülebilmesine karşın mücadeleleri kaybetti.
Ancak çelik üreticileri pes etmedi.
Gerek Arcelor-Mittal, gerekse Thyssen Krup çeliğin rakiplerine neden kaybettiğini analiz ettiler ve zaaflarını ortadan kaldıracak programlar, araştırma projeleri geliştirdiler.

Arcelor –Mittal ‘Usibor 1550P’ ve ‘Ductibor 500P’ adlarını verdiği malzemelerle öncelikle alüminyumdan rövanşı alma gayreti içine girdi. ‘Usibor 1500P’ yüksek mukavemetli çelik ile kıyaslandığında %50’ye kadar (en az %34) daha hafif olabiliyor. Üstelik preste sıcak şekillendirme sonrası kazandığı özellikler daha yüksek bir emniyet düzeyi sunuyor. Çarpışma testleri bu üstünlüğü kanıtlıyor. ‘Ductibor 500P’ ise çeliğin daha az enerji ile işlenmesini sağladığı için proses maliyetlerini düşürüyor. Bu çeliğin işlendiği tüm sektörler için çok ciddi bir avantaj.  Ductibor 500P tamponda plastiği de yerinden etmeye hazırlanıyor. Daimler’in bu malzemeleri kullandığı otomobiller 11kg hafiflemiş bulunmakta.

Thysses Krupp da ‘InCar’ adını verdiği bir araştırma projesi ile çeliğe destek veriyor. Gövde, şasi ve güç aktarma organları için cazip sonuçlar getiren InCar projesi sadece malzeme hafifliğini değil, malzeme ile birlikte tasarımı da ele alıyor. Örneğin LCK II çözümü malzeme-tasarım ikilisi ile %30 daha hafif ancak aynı dayanıklılıkta şasiler yapmayı sağlıyor. InCar yeni konsept ile aynı başarıyı kapılarda da sunuyor, sandviç malzeme yapısı ile aracın çatısında da.
Her iki firma da ne alüminyuma ne de termoplastiğe pes etmiyorlar.
Unutmayın pes etmedikçe yenilmiş sayılmazsınız!