Önce bir söylenti, “Dünya çapında bir ekonomik kriz olacak ve tüm ülkeler etkilenecek”. Ardından sistemli bir bilgi akışı. Dünyaca ünlü tanınmış firmalardan felaket haberleri, hemen her ülkeden bu bilgileri doğrulayan medya desteği…
“Krizi fırsata çevirmek lazım” diyenlere, yine sistemli bir baskı ve şarlatan muamelesi!
Çare arayan ve farklı şeyler söyleyenlere de, “Büyük sözü dinle” nasihatı: “Sen hiçbir şey yapamazsın, otur ve bekle. Bak herkes bekliyor. Bu sorunu çözerse büyük ekonomik güçler çözer, o da mümkün gözükmüyor ya neyse!”.

Operasyonun ilk adımı tamam

Peki o zaman geriye ne kaldı? Sindirilmiş bir ekonomi ve neye karşı önlem alması gerektiğini bilmeyen yöneticiler…
İşçi çıkartalım, masrafları kısalım, satış destek faaliyetlerini durduralım ve bekleyelim. Neyin beklendiği bilinmeyen bir bekleyiş…

Beklemek lazım

Tabi ki beklemek lazım. Hem dostlarımız (!) savaş halindeyken bizim işi gücü düşünecek halimiz mi var? Şimdi işe yoğunlaşır ve kendimiz için çalışırsak sonra dostlarımızın ekonomisi çok daha sıkıntılı hale gelir ve “Yenidünya düzeni” bozulabilir. Evet, en iyisi beklemek!

Ön yargısız düşünmek

Bu yazdıklarımla kriz falan yok, bunu biz uydurduk demiyorum. Hem söylesem ne olur? “4-5 ay önceki gelirimle şimdiki gelirim arasında uçurum var” diyen insan buna inanır mı?
Ama şunu çok açık bir şekilde düşünebilmek lazım: Beklemek bize değil, dostlarımıza (!) yarıyor. Kocaman dünyada yaklaşık 100-120 bin kişi verimli ve sistemli bir şekilde durmadan çalışıyor, tüm insanlık da durmuş onları izliyor.
Bu kriz kimlere yarıyor dersiniz?