Endüstri Radyo'da, Dijital Dönüşüm ve Toplum 5.0 Sohbetleri programına konuk olan Weidmüller Türkiye, Kafkaslar ve Orta Asya Genel Müdürü Birol Atay, Dr. Hüseyin Halıcı'nın sorularını yanıtlayarak, dijitalleşmenin sanayiye olan etkilerini değerlendirdi.

GÜRDAL: "TEKNOLOJİNİN DİLİNDEN ANLAYACAK İNSAN GÜCÜNE İHTİYAÇ VAR" GÜRDAL: "TEKNOLOJİNİN DİLİNDEN ANLAYACAK İNSAN GÜCÜNE İHTİYAÇ VAR"

"ENDÜSTRİYEL OTOMASYONDA ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA  ALMANYA SEVİYELERİNE GELECEĞİZ"

Endüstriyel otomasyon sektöründe 25 yıllık deneyimiyle, Weidmüller'de 22 yıllık deneyimiyle dijitalleşmenin özellikle endüstriyel otomasyon sektörüne olan etkilerini değerlendiren Atay, "Endüstri 4.0 kavramı ilk kez 2011 yılında Hannover Fuarı'nda gündeme geldi. Almanya hükümeti bundan sonraki süreçte dijitalleşmeye ve otomasyona yatırım yapma kararı aldı. Aslında 10 yıllık bir geçmişe sahip olan bu kavram, pandemiyle birlikte hızlı bir ivme yakaladı. Herkes dijitalleşmeye ve otomasyona yatırım yapmak istiyor, zaten yapmak zorunda. Otomasyon sektörü Türkiye'de ve dünyada çok gelişti. Türk sanayisi hızlı bir şekilde gelişiyor. İş gücü ve mühendislik iyi bir düzeyde. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye'nin Avrupa ve Almanya seviyelerine gelebileceğini düşünüyorum. Bunun için de çok çalışmaya ihtiyacımız var." dedi.

Dijital dönüşümün yapı taşlarından olan endüstriyel otomasyonda yerli firmaların neden dünya çapında bir rekabet gücüne sahip olmadığını değerlendiren Atay, şunları söyledi: "Benim gördüğüm en önemli konu sürdürülebilirlik. Bundan 20-30 yıl öncesine baktığınızda, Türkiye'de hem sanayi firmalarına hem diğer firmalara baktığınızda köklü firmalar henüz yoktu. Şu an yavaş yavaş oluşuyorlar. Ama Almanya'ya baktığınızda 100-150 yıllık firmalar var. Açıkçası Türkiye'de otomasyon ve dijitalleşme konularında zamana ve daha çok çalışmaya ihtiyacımız var. Belki 10-20 yıl sonra çok daha iyi bir konumda olacağız. Benim gördüğüm kadarıyla makine firmaları rekabet edebiliyor dünya pazarında. Endüstri 4.0'ı yakalama noktasında da iyi gidiyoruz." dedi.

"AKILLI OTOMASYON YENİ BİR MODEL OLUŞTURACAK"

Dr Hüseyin Halıcı'nın "Herkesin dijitalleşmeden beklentileri farklı. Kimisi robot yatırımları diyor, kimisi yapay zeka diyor. Peki sizin dilinizden dijital dönüşüm ve trendlerinin detaylarını değerlendirir misiniz?" sorusuna cevap veren Atay, şunları söyledi:  "Dijitalleşme trendleri ilk etapta strateji ve değer yönetimi ile ilgili. Burada da 3 ana konu var. Bir tanesi akıllı otomasyon. Akıllı otomasyon araçları ile efor ve maliyet dengesini optimize etme. İkinci kısım veri ve analitiği. Big data dediğimiz data stratejisi ve veriden değer elde etme senaryolarının belirlenmesi. Son kısım ise modern iş gücü. Bunları yaparken de dijital ve yapay zeka etiğinin oluşturulması gerekiyor. Strateji ve değer yönetimi ne derseniz, yıkıcı teknolojiler mevcut ürün ve hizmetlerin yerini aldıkça belirsizlikler de oluşmakta. Bu yüzden kurumsal yeniliklere yatırım yaparken doğru zamanda, doğru dijital teknolojilerin seçilmesi gerekiyor. Akıllı otomasyon, önümüzdeki dönemlerde geleneksel iş yapış süreçlerinde büyük değişikliklere neden olacak. Bulut uygulamaları, blokzincir, yapay dil işleme ve daha fazlasının birleşiminden oluşan akıllı otomasyon tamamıyla yeni bir model oluşturacak. Veri analitiği kısmında da proaktif strateji ve planlamaya yönlendiren veriler reaktif birer araç olarak kullanılmaktan ziyade dijital dönüşümün temel felsefesi analiz etme ve datayı kullanma diyebiliriz. Son olarak modern iş gücü, yine teknolojilerden daha fazla yararlanmak ve değer sunmak için yeni yeteneklere daha çok ihtiyaç duyuluyor. Artan otomasyon ve dijital teknolojiler sayesinde yeni yeteneklerin toplum geneline yayılması ve orta vadede eğitim sisteminin değişmesi gerekiyor." dedi. 

Editör: Haber Merkezi