Depolama Çözümleri

TOLGA AYDIN: “İNTRALOJİSTİĞİN GELECEĞİ ÇOK PARLAK”

Festo Türkiye Endüstri Segment Müdürü Tolga Aydın intralojistiğin ortaya çıkışı ve gelişimiyle ilgili şunları söylüyor: “Seri imalat icat edildikten sonra üretim anlayışı tamamen değişti. Makineleşmeye doğru gidildi. Böyle olunca, ürünün sevkiyata hazır hale gelip depolara gönderilmesi kısmındaki hikayeler de derinleşmeye başladı.”

Haber: Bikem Öğünç Demir

İntralojistik, yani iç lojistik bir depo, dağıtım merkezi ve üretim merkezi içerisinde taşınabilir ürünlerin akışının yönetimi ve optimizasyonu olarak açıklanabilir. Günümüzde her alanda olduğu gibi intralojistikte de otomasyon teknolojileri dikkat çekici bir hızla gelişiyor. Yakın zamanda, sürecin tamamen insansızlaşabileceğini buradan hatırlatırken rekabete açık bu alanda hızlı olanın bayrağı önde taşıyabileceğinin de altını çizelim. Festo Türkiye Endüstri Segment Müdürü Tolga Aydın ile intralojistiğin gelişimini ve geleceğini anlattı.

İntralojistiğin kapalı bir alanda tamamlanmış ya da paketlenmiş ürün ya da yan ürünün sevkiyata hazır hale gelmesi ve müşteriye ulaştırılması süreci olarak açıklanabileceğini söyleyen Tolga Aydın şöyle konuştu: “Bütün işlem adımlarının uygulaması, kontrolü, optimizasyonu, dijitalizasyonu, otomasyonu… Tüm bu süreçlerin toplamına esasında intralojistik, yani iç lojistik diyoruz. Burada iki anahtar kelime karşımıza çıkıyor; biri tamamlanmış ürün, paketlenmiş de diyebiliriz; ikincisi ise kapalı alan. Kapıların dışına çıktığımız zaman zaten bildiğimiz lojistik alanına girmiş oluyoruz. En basit şekilde intralojistiği bu şekilde tanımlayabiliriz.

Gelişimine gelirsek; 19. yüzyılın yılın sonlarına doğru Birleşik Krallık’ta bir Sanayi Devrimi yaşandı, biliyorsunuz. Sanayi Devrimi ile beraber üretim konusu dünya gündemine oturdu. Sonuçta üretilmiş bir malı da alıcısına iletmemiz gerekiyordu. Üretim alanları genelde kapalı alanlardır… Üretim tamamlandıktan sonra ürünün sevkiyata hazır hale getirilmesi süreci başlıyor. Bu süreç manueldi ve daha insan odaklıydı ama devamında seri üretim mantığı yerleşti. Seri üretim icat edildikten sonra üretim anlayışı tamamen değişti. Makineleşmeye doğru gidildi. Böyle olunca, ürünün sevkiyata hazır hale gelip depolara gönderilmesi kısmındaki hikayeler de derinleşmeye başladı. Buna zaten “endüstri 2.0” diyoruz. Endüstri 3.0, 1970’lerden itibaren konuşulmaya başlanan otomasyon dediğimiz kavramı geliştirdi. Bununla birlikte intralojistik konuları da daha fazla önem kazanmaya başladı. Ama bence 21. Yüzyılda, özellikle online satışların artık patlama yaptığı şu dönemde bu alan farklı boyutlara ilerlemeye başladı.”

SON YILLARIN TRENDİ: ONLINE TİCARET

Tolga Aydın, Festo penceresinden bakıldığında konunun iki tarafı olduğunun altını çizerek, “Bir tanesi son kullanıcı tarafı… Son kullanıcı için klasik kargo firmalarını örnek verebiliriz ya da online ticaret firmalarını; havaalanları, klasik imalat sektörü… Bir de buralarda kullanılan otomasyon ihtiyaçları var.  Konveyör sistemleri, asansör sistemleri, ACV dediğimiz otonom araçlar gibi konular, endüstriyel robotlar devreye giriyor. Yani konunun iki tarafı derken, bir son kullanıcı tarafını bir de orada teknolojileri üreten tarafı kast ediyorum.

Sonuç itibariyle ürünler, çözümler, hizmetler gündeme geliyor. Bizim için ilk konu müşteri tarafı olduğuna göre de öncelikle pazarı analiz etmemiz gerekiyor. Son yılların en trend konusu online ticaret elbette. OEM tarafında da az önce saymış olduğum alanlara ürün ve hizmet üreten, teknoloji üreten firmalar kapsama giriyor. E-ticaret dağıtım merkezlerinde kilometrelerce uzunlukta akan bir bant vardır. Ayırıcılar vardır, bunları üreten firmalar vardır örneğin ya da depolama ve raf alanlarında malzemeyi ilgili yerden alıp rafa koyan ya da tam tersi, raftan alıp ilgili sevkiyat noktasından götüren asansör sistemleri; malzemeyi alan, kaldırıp indiren sistemler ve o sistemleri üretenler… FESTO için iki hedef var; hem son kullanıcı tarafı hem de üretici tarafı…” diye konuştu.

“MAVİ OKYANUS”

“Festo 1920’de kurulmuş bir şirket ama intralojistik bizim için yeni bir alan. Bizim için interolojik, özellikle 2010’lu yıllardan sonra e-ticaret sektörünün patlamasıyla beraber yeni bir alan olarak ortaya çıktı. Biz bunu kendi içimizde “mavi okyanus” diye tanımlarız. Daha bakir bir rekabet alanı… Kendi adımıza ciddi fırsatlar barındıran bir alan olarak dikkat çektiği için de bize yeni bir potansiyel sundu. Festo bu potansiyeli daha erken hissedip daha hızlı reaksiyon verdi. Özellikle de pandemiden sonra bu potansiyel daha da ivmelendi” diyen Tolga Aydın,  intralojistik alanındaki gelişmelerin depolama ve raf yönetiminde nasıl bir etki yarattığını ise şu şekilde aktardı: “Depolama ve raf konusunda daha çok insansız çözümlere yönelim olunca -örneğin asansör sistemleri, ürünleri depolama alanından alıp sevkiyat noktasında götüren sistemler gibi- insan hatası unsuru minimize edildi. Böyle önemli bir etkisi oldu. Süreçler hızlandı. En önemli etkileri ve kazanımı bunlar bence.”

Son olarak intralojistiğin  geleceğini de değerlendiren Aydın, “Bu işin sonu bence yok. Medyadan da okuyoruz, duyuyoruz. Şu anda moto-kuryeler var ama aynı zamanda dünyanın bazı noktalarında dronlarla teslimatlar da yapılıyor. Yakın gelecekte  tamamen insansız, tamamen otonom şekilde yapılmaya başlanacak bu işler. Tabi bunlar, otomasyon ihtiyacını daha da arttıracak gelişmeler olacak banim fikrime göre. Bugünden 50 yıl sonrasını düşünmek hakikaten çok zor yani o kadar, 5 yıl sonrasını bile düşünemiyorken… Sektörün istikbali bence çok parlak!” şeklinde konuştu.