Türkiye’de lojistik otomasyon yatırımları her geçen gün artarken, bu sektördeki çözüm sağlayıcı şirketlerin sayısı da artıyor. Türkiye pazarını önemli bir lojistik pazarı olarak gören TGW Türkiye Ülke Müdürü Fatih Masmas ile gerçekleştirdiğimiz özel haberde Masmas, lojistik otomasyonda değişen ihtiyaçları, Türkiye’yi nasıl konumlandırdıklarını, otomasyon sektöründe başarının perde arkasını ve TGW’nin Türkiye’de başarıyı nasıl kavramsallaştırğını anlatıyor. “Sonuç olarak lojistik, bir maliyet merkezi olmanın ötesine geçerek müşteri deneyimi ve büyüme için stratejik bir faktör haline geliyor. Otomasyona yapılan yatırımların amacı ise sadece maliyetleri azaltmak değil, sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılmak.” diyen Masmas, otomasyona yönelik yaklaşımın da önemli ölçüde değiştiğine vurgu yapıyor. “En büyük yanılgılardan biri, otomasyonun yalnızca çok büyük şirketler için uygun olduğunun düşünülmesidir.” varsayımına değinen Masmas, bu durumun artık değiştiğini ve teknolojilerin ölçeklenebilir hala geldiğini söylüyor. Teknolojiye erişimin artmasıyla büyüyen otomasyon pazarı, e-ticaretin büyümesiyle de kendini lojistik sektöründe devleştiriyor.
“HIZLA DEĞİŞEN PAZAR KOŞULLARINA UYUM SAĞLAMAK KRİTİK HALE GELDİ”
Türkiye genellikle Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında en dinamik lojistik pazarlarından biri olarak tanımlanıyor. Fatih Masmas, Türkiye’yi bugün bu kadar cazip bir pazar haline getiren unsurları ve şirketlerin çözmeye çalıştığı en büyük operasyonel zorlukları şöyle anlatıyor:
"Uluslararası pazarlardaki büyüme, lojistik operasyonlar üzerindeki baskıyı artırıyor: sipariş hacimleri yükselirken yapılar daha karmaşık hale geliyor. E-ticaret ve omnichannel modelleriyle birlikte daha küçük siparişler, daha fazla SKU ve daha kısa teslimat süreleri standart hale gelmiş durumda.
Aynı zamanda sektör; iş gücü yetersizliği, yüksek çalışan devir oranı ve artan depo ile operasyon maliyetleri gibi yapısal zorluklarla karşı karşıya. Bu nedenle şirketler mevcut alanlarını ve kaynaklarını daha verimli kullanmak zorunda kalıyor.
Artık yalnızca verimlilik değil, ölçeklenebilirlik, esneklik ve dayanıklılık da büyük önem taşıyor. Hızla değişen pazar koşullarına uyum sağlamak kritik hale gelmiş durumda.
Sonuç olarak lojistik, bir maliyet merkezi olmanın ötesine geçerek müşteri deneyimi ve büyüme için stratejik bir faktör haline geliyor. Otomasyona yapılan yatırımların amacı ise sadece maliyetleri azaltmak değil, sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılmak.
Otomasyona yönelik yaklaşım önemli ölçüde değişti. Artık soru şirketlerin otomasyona geçip geçmeyeceği değil, bunu ne zaman yapacaklarıdır."
“BAŞARIYA GÖTÜREN UNSUR, TEKNOLOJİYE DEĞİL, İŞ PROBLEMİNE ODAKLANMAKTIR”
Birçok şirket ise otomasyona ilgi duyuyor ancak hepsi yatırım yapmaya hazır değil. Bu duruma açıklık getiren Masmas, ayrıca başarıyla ilerleyen şirketleri özel kılan yönlerini şöyle anlatıyor:
"En büyük yanılgılardan biri, otomasyonun yalnızca çok büyük şirketler için uygun olduğunun düşünülmesidir. Geçmişte bu algı kısmen doğruydu; ancak bugün teknolojiler çok daha ölçeklenebilir ve farklı büyüklükteki işletmeler için erişilebilir hale geldi.
Başarılı şirketleri diğerlerinden ayıran en önemli unsur ise teknolojiye değil, iş problemine odaklanmalarıdır. Bu şirketler operasyonlarını, darboğazlarını ve büyüme hedeflerini net şekilde analiz ederler. Öncelikle hangi sorunu çözmek istediklerini belirler, ardından bu hedefe ulaşmak için en uygun teknolojiyi değerlendirirler.
Başarılı projelerde veri kalitesi de önemli bir rol oynar. Sipariş profilleri, SKU yapıları, büyüme projeksiyonları ve operasyonel performans göstergeleri ne kadar sağlıklı analiz edilirse, tasarlanan çözüm de o kadar başarılı olur.
Bir diğer kritik unsur ise yönetim sahiplenmesidir. Otomasyon projeleri yalnızca teknoloji yatırımları değildir; aynı zamanda süreçlerin, organizasyonun ve çalışma şekillerinin dönüşümünü içerir. Bu nedenle üst yönetimin net bir vizyon ortaya koyması ve değişimi desteklemesi büyük önem taşır."
"EN ÖNEMLİ ADIM TEKNOLOJİ SEÇMEK DEĞİL, İŞ PROBLEMİNİ DOĞRU ANLAMAKTIR"
Müşterilerin teknolojilerin ötesine bakıp depoyu bütünsel bir ekosistem olarak görmeleri de ilerleme için önemli konuların başında geliyor. Masmas, "Bu aslında başarılı bir otomasyon projesinin temelini oluşturuyor. En önemli adım teknoloji seçmek değil, iş problemini doğru anlamaktır. Her müşterinin sipariş profili, ürün yapısı, hizmet seviyesi beklentileri, büyüme planları ve operasyonel öncelikleri farklıdır. Bu nedenle tek bir teknoloji veya standart bir çözüm her işletme için doğru yaklaşım olmayabilir.
TGW Logistics olarak her projeye müşterinin operasyonlarını detaylı şekilde analiz ederek başlıyoruz. Sipariş profillerini, stok karakteristiklerini, büyüme tahminlerini, hizmet seviyelerini ve operasyonel hedefleri değerlendiriyoruz. Daha sonra farklı teknoloji kombinasyonlarının bu ihtiyaçlara nasıl cevap vereceğini inceliyoruz.
Ekol Lojistik tarafından, Gebze’de hayata geçirilen “Tulip Mega DC” bu yaklaşımın güçlü bir örneğidir. Projeye belirli bir teknolojiyle başlamak yerine, farklı operasyon konseptlerini ve otomasyon senaryolarını değerlendirdik. Depolama yoğunluğu, throughput gereksinimleri, sipariş hazırlama süreçleri, gelecekteki büyüme hedefleri ve yatırımın uzun vadeli sürdürülebilirliği gibi kriterleri birlikte ele aldık. Sonuç olarak yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan değil, gelecekteki hacim artışlarına ve operasyonel değişimlere de uyum sağlayabilecek bir çözüm geliştirdik.
Bizim yaklaşımımızın merkezinde teknoloji değil operasyon bulunur. Nihai hedefimiz ürün satmak değil; performans, esneklik ve ölçeklenebilirlik arasında doğru dengeyi kurarak müşterilerimiz için uzun vadeli iş değeri yaratmaktır." diyor.
TGW LOGISTICS İÇİN TÜRKİYE...
Son olarak TGW Logistics için Türkiye’de başarının nasıl tanımlandığına da değinen Masmas, "Bizim için başarı yalnızca tamamlanan proje sayısıyla ölçülmez. Asıl hedefimiz, müşterilerimizin büyüme yolculuğunda uzun vadeli ve güvenilir bir iş ortağı olmaktır.
Türkiye’de otomasyon yatırımlarının önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağına inanıyoruz. Bu süreçte yalnızca teknoloji sağlayan bir şirket olarak değil, müşterilerimizin operasyonel dönüşümüne katkı sağlayan bir çözüm ortağı olarak konumlanmak istiyoruz. Bilgi birikimimizi paylaşmak, doğru yatırım kararlarının alınmasına destek olmak ve otomasyonun ölçülebilir iş değeri yarattığını göstermek bizim için büyük önem taşıyor.
Başarıyı müşterilerimizin elde ettiği sonuçlarla değerlendiriyoruz. Daha yüksek kapasiteye ulaşmaları, operasyonel maliyetlerini kontrol altına almaları, hizmet seviyelerini artırmaları ve gelecekteki büyüme hedeflerini güvenle destekleyebilmeleri bizim için en önemli göstergelerdir.
Sonuç olarak müşterilerimiz daha hızlı büyüdüğünde, daha esnek çalıştığında ve değişen pazar koşullarına daha güçlü şekilde uyum sağlayabildiğinde, bizim de başarılı olduğumuzu düşünüyoruz." diyerek sözlerini noktalıyor.