Bakım 4.0

Bakım Kültürü: Stratejiden Sahaya ve Alışkanlıklara

BHS Türkiye Bakım Mühendisi Fevzi Küçüker, bakımın yalnızca planlar ve yazılımlarla değil; vardiya sohbetleri, operatör alışkanlıkları ve sahadaki bakış açısıyla gerçek anlamını bulduğunu ifade etti.

Bir fabrikanın gücü, sadece makine parkında değil, o makinelerin başında duran insanların alışkanlıklarında da gizlidir. Bir üretim alanına girdiğinizde duyduğunuz sesler, gördüğünüz düzen veya düzensizlik, insanların arızalara verdiği tepkiler size çok şey anlatır. Kimi yerlerde arıza bir suç gibi yöneticilerden gizlenir; kimi yerlerde ise bir fırsattır, konuşulur ve iyileştirilir. Arızaların konuşulmadığı bir yerde, iyileştirme de olmaz. İşte bu farkı yaratan şey, bakım kültürüdür.

Bugün fabrikaların, bakım stratejileri, KPI tabloları, CMMS yazılımları ve dijital göstergelerle donatılmış durumda olduğunu ifade eden BHS Türkiye Bakım Mühendisi Fevzi Küçüker, “Ancak sahaya indiğimizde hala ‘Bu benim işim değil’ , ‘Bunu yıllardır böyle yapıyoruz’ vb. cümlelerle karşılaşıyorsak, Peter Drucker’ın dediği gibi en iyi strateji bile kahvaltıda yenmiş demektir.” diyor.

KÜLTÜR, VARDİYA SOHBETLERİYLE BAŞLAR

Bakım kültürünün, mühendislerin ve yöneticilerin yazdığı dokümanlarla değil, vardiya değişiminde yapılan kısa sohbetlerle başladığını belirten Küçüker, “Operatörün, makinesinden gelen farklı bir sesi fark edip duraksaması; bakımcının arızayı geçici bir çözümle kapatmak yerine ‘Neden oldu?’ diye sormasıyla büyür.

Kültür oluştuğunda şunlar doğal hale gelir:

  • Arızalar gizlenmez, paylaşılır.
  • Geçici çözümler yerine kalıcı önlemler konuşulur.
  • Bakım, üretimin rakibi değil, sürekliliğin sigortası olarak görülür.

İşte o noktaya gelindiğinde bakım, bir departmanın işi olmaktan çıkar; fabrikanın ortak refleksi haline gelir.” dedi.

OPERATÖRLER: FABRİKANIN EN DEĞERLİ SENSÖRLERİ

Bakım sisteminin en kritik halkalarından birinin operatörler olduğunu vurgulayan Küçüker, “Günlük temizlik, basit kontroller ve anormal durumların bildirilmesi, bir talimat maddesi olmaktan çıkıp alışkanlığa dönüştüğünde, fabrikanın arıza grafiği de yavaş yavaş değişir. Çünkü birçok arıza, aslında küçük bir anormalliğin zamanında fark edilmemesiyle büyür.

‘Benim makinem’ diyen bir operatör, en pahalı sensörden bile daha değerlidir. Bu yüzden kontrol listeleri duvarda asılı bir kağıt değil, vardiyanın doğal bir parçası haline getirilmelidir.” şeklinde konuştu.

YÖNETİMİN SAHADAKİ ROLÜ

Yönetimin sahaya bakışının fabrikanın bakım kültürünün aynası olduğunu kaydeden Küçüker, eğer bakım, sadece makine durduğunda hatırlanıyorsa, kültürün reaktif olduğunu; ama planlı duruşlara zaman ayrılıp, iyileştirme toplantılarına katılım sağlanıp ve bakım ekibinin sesi duyulduğunda, kültürün proaktif bir yapıya büründüğünün altını çizdi.

“Bazı yöneticiler sahaya indiğinde sadece üretim rakamlarını sorar.” diyen Küçüker, “Bazıları ise o sorularla birlikte şunları da sorar:

  • ‘Bu arıza neden tekrar etti?’
  • ‘Bunu bir daha yaşamamak için ne yaptık?’

İkinci soruyu soran liderler, kültürü inşa edenlerdir. Sorular değiştiğinde, bakım üretimin arkasından koşan bir ekip olmaktan çıkar, üretimin önünü açan bir paydaşa dönüşür.” ifadelerini kullandı.

BİLGİ PAYLAŞIMI VE KURUMSAL HAFIZA

Bir fabrikanın en büyük sermayelerinden birinin de makineler hakkında biriken bilgi olduğunu söyleyen Küçüker, “Yeni başlayan bir çalışanın, yılların ustasından duyduğu küçük bir ipucu bazen saatler sürecek bir arızayı önleyebilir. Ancak bu bilgi sadece kişiler arasında kalırsa, kurumsal hafıza oluşmaz.” diyerek

Bakım kültürü güçlü fabrikalarda:

  • Eğitimlerin sürekli olduğunu,
  • Kök neden analizlerinin paylaşıldığını,
  • Başarılı çözümlerin dokümante edildiğini vurguladı ve

“Yukarıdaki gibi çalışmalar yapıldığında ‘usta-çırak’ ilişkisi, kişilere bağlı bir yapı olmaktan çıkar ve kuruma ait bir bilgi hazinesine dönüşür.” dedi.

ÖLÇMEK VE YÖNLENDİRMEK

Elbette planlı bakım oranı, tekrarlayan arızalar ve müdahale sürelerini ölçmenin de gerekli olduğunu kaydeden Küçüker, “Ancak rakamlar sadece raporlarda kalırsa anlam ifade etmez. Sahada konuşulup ekiplerle paylaşıldıklarında, kültürün bir parçası haline gelirler. KPI’ları baskı aracı değil, yön gösteren bir pusula olarak kullanmak çok daha etkilidir.” şeklinde açıklamada bulundu.

KÜLTÜR, BİR PROJE DEĞİL, SÜREÇTİR

“Bakım kültürü bir proje değildir.” ifadelerini kullanan Küçüker, “Başlangıç tarihi vardır ama bitiş tarihi yoktur. Bugün attığımız küçük bir adım, yarın bir alışkanlığa; bir yıl sonra bir davranış biçimine, yıllar sonra ise fabrikanın karakterine dönüşür.

Stratejiler değişebilir, kullanılan sistemler yenilenebilir, makineler modernize edilebilir. Ama sahadaki bakış açısı değiştiğinde gerçek dönüşüm başlar. O zaman şu söz sadece bir söz olmaktan çıkar, fabrikanın gerçeği olur.” dedi.
“KÜLTÜR, STRATEJİYİ HER SABAH KAHVALTIDA YER”

STANDARTLAR VE TEKNOLOJİ

Her fabrikanın raflarında prosedür klasörleri olduğunu, ancak kültürün klasör açıldığında değil, sahada, makinenin başında hissedildiğini sözlerine ekleyen Küçüker, “Gerçekten yaşayan standartlar:

  • Kısa ve anlaşılırdır
  • Görseldir
  • Günceldir

CMMS sistemleri, dijital panolar ve sensörler vazgeçilmezdir, ama kültürün yerini alamaz. Arıza bildirmek bir yük olarak görülüyorsa, en gelişmiş sistem bile eksik veriyle çalışır. Ekipler başarılarını paylaşmıyorsa, en şık dijital panolar sadece bir ekrandan ibaret kalır.” Diyerek şöyle konuştu:

“Her fabrikanın bir karakteri vardır; bu karakter sadece ürettiği ürünle değil, sorunlara verdiği tepki, hatalardan öğrenilen dersler ve insana verilen değerle şekillenir. Bakım kültürü, bu karakterin görünür parçalarından biridir.

Planlar değişebilir, hedefler revize edilebilir, sistemler güncellenebilir. Ama sahada yerleşmiş bir alışkanlık, bir bakış açısı ve sorumluluk bilinci varsa, fabrika zorluklara daha dirençli hale gelir.”