Ancak kağıt üzerindeki bu yararlar her zaman fiiliyata yansımıyor. Bunun çeşitli nedenleri bulunuyor; uygun yazılımın seçilmemiş olması, kurumun ERP kültüründen nasiplenememesi, insan kaynaklarının yetersizliği vb. Potansiyel yararların sonuç getirebilmesi için ERP’nin fonksiyonları içinden gerekenlerinin tamamının kullanılabilmesi önemli bir koşul. Araştırmalar bunun böyle olmadığını ortaya koyuyor; ABD’deki firmalar bile ERP fonksiyonların yalnızca %70’inden yararlanabiliyor.
Demek ki bu yazılımı nasıl daha iyi kullanabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.
ERP kullanımı ile ilgili başka önemli bir gerçek daha var. Firmalar kendilerine uygun yazılımı seçmiş olsalar bile zaman içinde işleri dönüşüme uğradığı, iş kapsamları genişlediği için ERP’leri bedenlerine uyamaz hale geliyor. Şirketler büyüdükçe yeni arayüzlere, rol tabanlı erişimlere, kural tabanlı işleyişlere, online öğrenme ve bilgi yönetimine, mobil uygulamalara, performans yönetimine, Internet üzerinden yapılan satışların desteklenmesine ve daha pek yeni özelliklere gerek doğuyor. ERP sistemleri bu yeni oluşan gereksinimleri karşılamadığında çoğu firma çözümü mevcut sistem üzerine eklemeler yapmakta arıyor. Oysa bu işin doğrusu yamalarla idare etmek olmayıp, uygun yeni yazılıma geçmektir. Aksi davranış değişik sorunlar yaratacak, ERP’nin destekleyen değil kısıtlayan unsur olmasına yol açacaktır.
Bu konuda büyüdüklerinde derilerini komple değiştiren yılanlar örnek olabilir…