Elektronik komponentlerin daha fazla olması makina tasarımcılarına daha fazla serbesti veriyor.
Makinaların çalışması da daha esnek oluyor.
Daha fazla hız ve daha fazla hassaslık da geliyor.
Dahası makina kendisi hakkında veri toplayabiliyor ve bunu raporlayabiliyor.
* * *
Bu gelişim 1970’lerde başlamış, servo teknolojisi kapıyı aralamıştı. Bisküvi, kola satan makinalar o dönemde doğdu.
80’lerde mikrokontrolörler kapıyı biraz daha açtı. CNC, robot, ABS fren sistemi, disk sürücüler, yeni nesil çamaşır makinaları, buzdolapları dünyaya geldi.
90’larda bunlara iletişim teknolojisi eklendi. Makinaların network’ü kuruldu. AS-i, SERCOS yaratıldı.
Bugün tek bir silikon çip içinde sensör, aktüatör ve kontrol devresi var. Optoelektronik, yapay görüş, sanal gerçeklik, laser, fuzzy logic, akustik ile bütünleşmiş durumda.
Tost makinalarından roketlere kadar her yerde aynı şeyleri görüyoruz:
* * *
Teknolojinin gelişimi yeni değil aslında. Yeni olan, makina mühendislerine elektroniği nasıl kullanacaklarını, bilgisayarları gerçek zamanlı kontrolü yapmaları için nasıl programlayacaklarını, kontrol mantığını nasıl kuracaklarını ve tüm bunları tasarım sürecine nasıl dahil edeceklerini öğretmek.
Bunları öğrenemeyen makina mühendisleri ilginç işlerin dışında kalacak. Öğrenebilenler ise korkmasınlar, mekanik bilen bilgisayar mühendislerinin önüne geçecekler. Çünkü makinacılara tüm sistemi kavrama yetenekleri daha fazla veriliyor.