Enerjisini Üreten Fabrikalar

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN DOĞRU ADIM

Paris Anlaşması iklim değişikliğine karşı küresel olarak verilen mücadelede tarihsel bir an olmuştur.

Geleceğe daha temiz bir dünya bırakmak için birçok ülke tarafından ortak bir paydada buluşuldu. Aralık 2015’de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nda 195 ülkenin onayıyla kabul edilen Paris Anlaşması iklim değişikliğine karşı küresel olarak verilen mücadelede tarihsel bir an olmuştur.

2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kapsamında daha temiz, sağlıklı, adil, eşit ayrıca canlı ekonomilerin olduğu bir dünya yaratabilmek için atılan bütün bu adımlar oldukça gerekli.  Fosil yakıtların kullanımının sonucu olan sera gazlarından engellenemez şekilde zarar gören dünya için bir farkındalık oluşması çok önemli. Yaşanan bu gelişmeler ve yapılan anlaşmalarla, küresel ölçekte temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol gösterici olacak. İmza atan ülkelerin bu geçiş sürecinde ilgili tüm politik kararlarda, iş ve yatırım davranışlarında değişikliğe gidilmesini zorunlu hale getiriyor. Anlaşmanın en önemli özelliği ise nerdeyse dünya genelinde emisyonları kapsayan, iklim değişikliği konusundaki ilk ve çok uluslu olmasıdır. Dünya hakları ve bütün canlılar ve en önemlisi gezegen adına büyük bir başarı olan bu anlaşma AB’nin düşük karbon ekonomisine giden yolu doğruluyor.

Paris Anlaşmasının önemi; doğru şekilde uygulanması, iklime karşı dirençli ve olumsuz koşullardan etkilenmeyecek olmasıdır. Geleceğe sosyal açıdan adil bir biçimde geçilmesini sağlamak için yakalanan ivmenin ve güçlü siyasi kararlığın daimî bir şekilde devam ettirilmesi gerekiyor.

Peki üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen istenilen noktaya gelindi mi?  Ülkeler tarafından harcanan çabalara rağmen olumlu bir geri dönüşü olmadığı açıkça görülüyor. Bazı araştırmacılar tarafından çok net bir şekilde söylenen şu; daha sağlam bir eylem planı ile yola devam edilmesi gerektiği.

Princeton Üniversitesi'nden iklim bilimci ve politika uzmanı Michael Oppenheimer, konuyla ilgili şöyle diyor: “Eğer 2°C'lik bir hedefe ulaşma ihtimalimiz olup olmadığına dayanarak Paris Anlaşması'na not verecek olsaydık, şu anki durum göz önüne alındığında anlaşmanın notu muhtemelen bir D veya F olurdu.”

Bu açıklama gösteriyor ki istenilen noktadan çok uzaktayız, eğer küresel sıcaklığı 20 C’nin altında tutmayı başaramazsak, dünyamızı yaşanılmaz hale getireceğiz. Salt sözler değil eylemde de bulunmak, tutarlı, istikrarlı olmak çok önemli.