Yapay zekâ (AI) destekli otomasyon, yapay zekâ teknolojisini kullanarak süreçlerin özellikle veri temelli olarak otomatize edilmesidir. Burada önemli olan nokta makine öğrenmesi, bilgisayarlı görü veya doğal dil işleme gibi yapay zekâ teknolojileri kullanılarak veriyi öğrenen ve karar veren sistemlerin geliştirilmesidir. Yapay zekâ destekli otomasyon, klasik otomasyonda olduğu gibi sabit kurallar ile çalışmaz; belirsizlikler karşısında veriye dayalı kararlar alabilir. Bu nedenle sahip olduğu karar mekanizmasıyla oyun değiştirici bir rol üstlenir. İstatistikler bugün dünya genelindeki şirketlerin yaklaşık %78’inin, işletmelerinde yapay zekâ teknolojilerini en az bir işlevde kullandığını gösteriyor. Türkiye’de bu oran büyük işletmelerde %24.1 olarak ölçülüyor ve istatistikler henüz gelişme aşamasında olan yapay zekâ destekli otomasyonu ölçümleyemiyor.
YAPAY ZEKÂ TABANLI OTOMASYON HIZLA BÜYÜYECEK
Bu bağlamda yapay zekâ destekli otomasyonun Türkiye’deki geleceğini değerlendiren Halıcı Group CEO’su Dr. Hüseyin Halıcı, yapay zekâ destekli otomasyonun önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye sanayi ekosisteminin en hızlı büyüyen alanı olacağını belirterek, değerlendirmelerini şu cümlelerle paylaştı:
“Yapay zekâ tabanlı otomasyon, önümüzdeki 5–10 yılda Türk sanayisinin en hızlı büyüyen alanı olacak. Özellikle üretim hatlarında, tahmine dayalı bakım (predictive maintenance), görüntü işleme ile kalite kontrol, verimlilik optimizasyonu, robotik süreç otomasyonu (RPA) gibi alanlarda yaygınlaşması bekleniyor.”
Yapay zekâ sayesinde bir devrimin ön işaretlerini görmeye başladığımız Türkiye sanayisinde, dijital dönüşüm, elektrifikasyon ve otomasyon alanında çalışmalar yürüten Halıcı Group’un yapay zekâ projeleri hakkında bilgiler aktaran Dr. Hüseyin Halıcı, şöyle devam ediyor:
“HALICI Group, otomasyon departmanı altında IoT ve görüntü işleme tabanlı yapay zekâ çözümleri geliştiriyor. Şu anda AI tabanlı enerji optimizasyon algoritmaları test üzerinde çalışmalarımız devam etmektedir. HALICI Group’un, yapay zekâyı klasik otomasyonun ötesine taşıyarak “öğrenen fabrika” konseptine yöneldiğini söyleyebiliriz.”