Otomasyon firmasının kendi endüstriyel ağını kurduğu, yazılımlarını yüklediği, kontrolör ve komponentlerini kullandırdığı, yetmediği yerlere de kendi ekosisteminin ürünlerini monte ettirdiği bir yapı bu.
Bu yapının çeşitli avantajları var; entegrasyon sorunu yok, tedarikçi ilişkileri yönetimi sade, risk düşük, stok yönetimi kolay, eğitim giderleri az, karmaşa yok! En önemlisi de toplam otomasyon bütçesi kabarık değil. Tüm gereksinimleri tek tedarikçiden karşılamak olan bu yaklaşımın İngilizce adı; “One stop shopping”. One stop shopping firmalara konfor zonu sunuyor.
* * *
Gelgelelim dünya çok hızlı ve çok yönlü değişiyor. Örneğin yazılım teknolojisi işlem tabanlıdan olay tabanlıya dönüştü; artık "pull" değil, "push" yaklaşımı ile çalışacağız. Yazılımda bir başka değişim de "intelligent agent" teknolojisi. Bundan böyle pek çok işimizi yazılım robotları üstlenecek. Üstelik ajanları biz değil, Siri, Cortana, Watson benzeri başka yazılım ajanları yönetecek, yazılım ajanları ile başka yazılım ajanları üzerinden iletişim kuracağız. İletişim deyince Google’ın Soli projesinden bahsetmeden olmaz. Soli radar teknolojisi ile temassız parmak hareketleriyle komut vermeyi sağlıyor, adeta hokus pokus gibi. Beden hareketlerini algılamaya kıyasla daha hassas. Artık insan-makina arayüzü bambaşka!
Donanım alanında ise arttırılmış gerçeklik, üç boyutlu printer, geliştirilmiş iç-bellek, M2M’i geride bırakan nesnelerin Internet’i, telematik, üç boyutlu tarayıcı gibi farklı değişimler var.
* * *
Bu kapsamlı değişimi artık hiçbir otomasyon tedarikçisi tek başına sunamaz! Firmalar konfor zonundan çıkıp kompozit tedarikçi ağı oluşturma/yönetme becerisi edinmek zorundalar. Yapanlar yapamayanların önüne geçecek…