Bu gerçek fark edilmesine rağmen robotlar yeteri kadar kullanılmıyor. Ülkemizde robot yoğunluğu 15’lerde dolaşırken Japonya’da 330, ABD’de 150, İspanya ve Fransa’da 75, İngiltere’de 40 olması, Çin’in gelecek beş yılda 100.000 robotu devreye alma planı nedeniyle 50 dolayında yerli üretici firmayı kurması turnusol kağıdı gibi bizim durumumuzu gösteriyor. İhraç mallarımızın kilo fiyatı 1,4$’da, ihracat menzilimizin 3.000km’de kalması (İsrail’de bu değerler 10$/kg ve 7.000km) alarm zillerinin epeydir duyulmadığına da işaret ediyor. Tablonun daha vahim bir boyutu daha var, o da alınan robotların önemli bir kısmının kullanılamıyor oluşu. Pano sektöründen gıda firmalarına kadar örnekler çok...
Robot nüfusunun azlığı ile kullanımının düşük oluşu aynı kök nedene dayanıyor; robot teknolojisini bilmememize…
Robot yatırımları diğer ekipmanlarınki gibi, örneğin CNC tezgahlarınki gibi kolay yönetilemiyor (hoş CNC’de de sorunlarımız var ya!). Keza robot programlamak PLC programlamak gibi basit değil, dolayısıyla da robot programcıları bulmak ve yetiştirmek de ucuz değil…
Robot yatırımları diğer ekipmanlarınki gibi, örneğin CNC tezgahlarınki gibi kolay yönetilemiyor (hoş CNC’de de sorunlarımız var ya!). Keza robot programlamak PLC programlamak gibi basit değil, dolayısıyla da robot programcıları bulmak ve yetiştirmek de ucuz değil…
Ülkemizde robot kullanımını arttırmalı, bunu para kaybederek değil, katma değer yaratarak gerçekleştirmeliyiz. Mevcut tablo iyileşmenin ancak konu bilgisini tam edinip bunu ülke geneline yaymakla gerçekleşebileceğini gösteriyor. Robot kullanımında basit bir ilke var; Understand, Simplify, Automate; USA. Önce teknolojiyi öğreneceksiniz, sonra sürecinizi sadeleştireceksiniz, ondan sonra robotu devreye alacaksınız. Bu yapılmasa başarı gelmiyor.
USA prensibini öğrenip uygulayalım, daha fazla zaman ve sermaye kaybetmeden...