Sıkı adamlarımız nerde?

Krizin zamların üstüne tüy diktiği bugün öncelik değişti. Kötü ya da iyi yönetilen her yerde enerji ve malzeme tasarrufu acil oldu.
Gerçekte bazı sektörler enerji tasarrufu konusuna hakim olmaları sayesinde yaşayabiliyorlar; haddehaneler, dökümhaneler, cam fabrikaları gibi... Fakat sektörümüz maliyet tasarrufu yapmada çok becerikli değil. Birden enerji ve malzeme girdilerini düşürmek zorunda kalınca acemilik çekiliyor.
Maliyetleri kontrol altında tutmak için ilk adım onları bölümlere, departmanlara ayrıştırıp, hava, su elektrik enerjisi tüketimlerinin nerelerde ne kadar oluştuğunu raporlamak. Sonrasında kayıpları azaltacak sağduyuya dayalı tasarruf önlemleri geliştirmek gerekiyor. Bu hayli basit davranışa reaktif yaklaşım deniyor. Faydalı olmakla birlikte yapılabilecek her şeyi kapsamıyor, getirisi sınırlı kalıyor.
Proaktif yaklaşım olarak sıfatlandırılan başlıca önlem imalat süreçlerini iyileştirmekten geçiyor. Daha yüksek hızlı işleme, daha az sayıda ve kısa süren işlemlerden oluşan imalat rotaları, bir üründen ötekine daha kısa süren hazırlıklarla geçiş yapmak gibi ileri aşamaları içeren ‘yeni süreçlerin tasarımı’ zorunluluk. Bunun için de sıkı mühendislere gerek var.
Çoğu fabrikada mühendisler günlük rutinle uğraşmaktan tasarruf ve performans getirecek yepyeni süreç tasarımları yapmaya zaman bulamıyorlar. Oysa onlara her zamankinden çok ihtiyacımız var. Kendilerini göstermeleri için yöneticilerinin, patronlarının da sıkı olmaları, onlara yol açmaları gerek tabii. Ki ne kadar sıkı olduklarını göstersinler bize. Bakalım kriz ne olacak o zaman.