Robotların ilk benimsendiği sektör olan otomotivde özellikle kaynak, elleçleme, muayene, boyama, montaj ve diğer birleştirme işlemlerinde manüel uygulamaların çok üstünde performanslar elde edildi. Beklentilerin karşılanması robotların daha fazla geliştirilmesi çalışmalarına hız verdi. Gelişen elektronik hidrolik yapıların kenara kalkmasına neden oldu. Servo motorların kullanımı ile robot güçleri iyileşti, boyutları küçüldü. Mikroprosesörler ile interpolasyon hesaplamaları çok hızlandı, böylelikle robotlar çok fonksiyonlu hale geldiler. Endüstriyel iletişimin gelişmesi ile robotlar imalat hücreleri içinde bir takım üyesi olarak çalışabilme yeteneği kazandılar. Hücresel imalat sistemleri ile robotların daha fazla çeşitte üretime katkı vermeleri olanaklı oldu. Hız düşürücülerin iyileşmesi, insan-makine arabirimlerinin çok fonksiyonlu hale gelmesi hep robotların lehine gelişmeler oldular.
* * *
Günümüze kadar devam eden bu süreçte robotların zaafları da ortaya çıktı. Örneğin “tekrarlı pozisyon hassasiyeti” daha fazla iyileştirilmek zorunda. Bugün 1mm olan bu değerin yarıya, hatta 0,3mm’ye indirilmesi talep edilmekte. Ayrıca bugün 5mm dolayında olan mutlak pozisyon hassasiyeti değerinin de 2mm’ye indirilmesi zorunlu görülmekte.
İyileştirilmesi gereken bir diğer alan “ortalama güç oranı yoğunluğu”. Malzeme teknolojisindeki iyileşmeler ve servo motorlar ile sürücülerin performanslarında yükselme ile rijitliğin arttırılmasına gereksinim var.
Üzerinde çalışılmak zorunda olan bir diğer konu da emniyet. Robotların insan tarafından gerçekleştirilen gerçekleştirilmekte olan işleri destekler hale gelebilmeleri, bir başka deyişle robotlarla işgörenlerin beraber çalışabilmeleri için emniyet standartlarının daha fazla geliştirilmelerine, sensörlerin daha fazla iyileştirilmelerine gerek bulunuyor. Beraber çalışmanın ön koşullarından biri de insan-robot arasındaki iletişimin hızlandırılması ve geliştirilmesi.
Bu geliştirme hedeflerine 2020-30 yılları arasında ulaşılacağına ve yalnızca büyük fabrikalarda değil küçük atölyelerde bile robot kullanımının çok artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ufuktaki bu görüntü özellikle nüfus artışının çok düşük olduğu ve yaşlı nüfusun fazla olduğu ülkelerde neredeyse tamamen robot teknolojisine dayalı bir endüstri oluşturma planlarının yapılmasına neden oluyor.
* * *
Yazının başında vurgulanmış olduğu gibi robotların istikrarlı kalite ve yüksek verimlilik getirecek olması bu ülkeleri, üretimini insan gücüne dayalı sürdürmeyi düşünen, (gerçekte henüz hiçbir şey düşünmeyen!) bizim gibi ülkeler karşısında çok güçlü bir konuma getirecek.
Gelecekte robotlardan “yararlanmak ya da yararlanmamak” “to be or not to be” anlamına gelecek!