Fonksiyonel avantajlarına karşın pahalılığı kullanımını kısıtladığı için şimdiye dek kapalı çevrim sistemlerde kullanılan bu teknoloji son bir iki yıldır kıpırdanma göstermekte. Bunun bir nedeni teknolojinin sınırlarının genişlemesi, diğeri de uygulama alanlarının çıkması. Kullanım artınca ölçek ekonomisi etkisi oluştuğundan karlılık artıyor.
RFID’nin ilk kullanım alanı tanılama. Bu uygulama için alçak frekans bandı seçilirse veri okuma büyük doğrulukla yapılabiliyor. Ancak bu bantta menzil kısa olduğundan sistemde çok sayıda anten kullanılıyor. Bu da kablosuz çalışma mantığına aykırı bir durum! UHF bandında saniyede 300’e yakın etiket görmeden ve veri kaçırmadan okunabildiğinden otomotiv, havacılık, raylı sistemler, denizcilik sektörlerinde çok yararlı projeler yapılabiliyor. Ancak bu projelerin geri ödeme süreleri biraz daha uzun oluyor.
Bugün artık RFID’den yalnızca tanılama değil gerçek zamanlı lokasyon bilgisi de isteniyor. İş akışlarında malzeme, insan ve faaliyetlerden anlık haberdar olmak gerektiğinde UHF bandı da yetersiz kalıyor. Çünkü yüksek frekansa ek olarak bant genişliğine de ihtiyaç var. Metre altı hassasiyetteki lokasyon bilgisi gerçek zamanlı isteniyorsa UWB (Ultra Wide Band) sistemi zorunlu. UWB RFID ile interferans yaşamadan nanosaniye içinde tüm alternatiflerden çok daha sağlıklı ve hassas veriler toplanabiliyor, karmaşık olay izi tutulabiliyor. Özünde radar teknolojisi olan UWB ile duvarların ötesindeki imalat ve intralojistik görünür oluyor…
Bir IT kitabında 20. Yüzyılın güç birimi beygir, 21. Yüzyılınki de “bant genişliğidir” görüşü vardı. UWB RFID bu görüşün bir kanıtı oluyor…