Proseslerin ekonomik optimumu

 Bu görevleri yapabilmek için önce durumu ve engelleri anlamak zorunludur. Örneğin dışsal etkiler prosesin çalışma aralığını değiştirmektedir. Oysa nasıl iki tekerlekli bisiklete binmeyi bilen birisi rüzgardan, çukurlardan, çarpışma olasılıklarından etkilenmeden gidebiliyorsa proses de benzer biçimde çalışmalıdır. Bisiklet dengesi denklemleri Newton fiziğinde çok zor formüle edilir. Prosesler için de konu o kadar zordur. Burada Nobel ödülü almış bir kimyacının prosesi anlamak için saniyeyi bir milyara bölmeliyiz demiş olduğunu nakledeyim. Ancak ne olursa olsun prosesler kararlı durumda

çalışmalıdırlar. 
 
Kararlı durumda çalışmanın iki önemli konusu bulunur. Birincisi kararlı durumun nasıl sağlandığıdır. Kararlılık kontrol vanası sürekli açılıp kapanarak korunuyorsa çalışma çok güvenli değildir, çünkü kontrol vanasının aksaması sistemi de aksatır. Bu çalışma türü kalbe pil takmak gibi son çaredir, ancak geçici bir çözümdür. Prosesleri son müdahalelerle ayakta tutmak yerine kendinden kararlı yapıya kavuşturmak esastır.
 
İkinci önemli konu performanstır. Proseslerin kararlılık hali gerek şart olup yeter şart değildir. Proses çalışabileceği en yüksek performansta çalışmıyorsa tesis en azından kardan zarar etmektedir. Ekonomik optimum anlamına gelen en yüksek performans düzeyi ancak doğru kontrol yöntemi ile gerçekleşebilir. Bugün model tabanlı kestirimci kontrolden, Wiener-Hammerstein yöntemine, Runge – Kutta’dan “kesin geribesleme doğrusallaştırmaya” kadar çok sayıda yöntem
bulunmaktadır. 

Acaba hangi tesis ekonomik optimumda çalışmaktadır?