Kimya sektöründe amaçlar ve üretim stratejileri

Bulguları paylaşmadan önce teoriyi biraz hatırlayalım. 1960 yılında İşletme Yönetimi terminolojisine giren “strateji” kavramı işletmenin çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen ve rakiplerine üstünlük sağlayacak şekilde kaynaklarını harekete geçiren bir eylem planı olarak tanımlanmaktadır. Kimilerinde açıklıkla ortaya konmazsa da her firmanın tepe yönetiminden departmanlarına kadar çeşitli düzeylerde stratejileri bulunur. Stratejik yönetim de önce iyi bir firma stratejisi oluşturmayı, sonra da departmanların stratejilerinin firmanınki ile uyumlu olmasını hedefler.

Üretim stratejisi üretim departmanın amaçlarına nasıl ulaşacağına yönelik aldığı kararlar toplamıdır. Bu kararları alırken firmanın genel stratejisi dikkate alınır, üretim amaçları belirlenir, dışsal ve içsel analiz çalışmaları gerçekleştirilir. Kararlara örnek olarak yap-satın al, proses tasarımı ve teknolojisi, hangi fabrikanın hangi ürünleri üreteceği, yerleşimleri, kapasiteleri, kalite hedefleri, üretim organizasyonu başlıkları verilebilir. Stratejiyi oluşturan bu kararlar üretim departmanın teknoloji geliştiren mi, kullanan mı olmayı arzuladığı, minimum maliyetle mi üretim yapmayı amaçladığı, standart mı, müşteriye özel üretim mi yapacağı gibi amaçları belirlendikten sonra alınabilir.

Kimya firmalarımızın neredeyse tamamının kalite amacı hatalı ürün oranını azaltmak. Bu amaçla DCS kullanmak, uluslararası kalite sertifikaları almak ve tedarikçi kalitesini arttırmak gibi yollar izliyorlar. Buna karşın istatistiksel proses kontrolü yapmak ve sağlam (robust) prosesler geliştirmek öncelikleri değil!

Esneklik ve çeviklik de amaçlar listesinde başlarda yer alıyor. Bunun için CIP (Clean In Place), batch yönetimi gibi teknoloji yatırımları yapmaya yakınlar. Üretim süresini kısaltmak, hazırlık sürelerini yeni metotlarla azaltmak ilgilerini çekmiyor!
Firmalarımız vaat ettikleri teslimatları zamanında yapma oranlarını arttırmak istiyorlar. Ancak bunun için güvenilir lojistik firmaları ile partner olmayı düşünmüyorlar. Konuyu sadece önemsemekle iyileştirebilecekleri inancındalar. 

Üretim maliyetlerinin düşürülmesi çok uzun süredir bir numaralı hedef. Bunu kapasite kullanım oranını ve ekipman kullanım oranını yükseltmek izliyor. Keza hazırlık ve stok maliyetlerini azaltmak da çok önemseniyor. Ancak deneyimli eleman alımı konusuna pek sıcak bakmıyorlar. Yeni ürünlere göre proseslerin değiştirilmesine önem veriyorlar, fakat çalışanların eğitilmesi konusuna yatırım yapmıyorlar. Niye yatırım yapmıyorsunuz sorusuna en çok verilen yanıt uygun eğitim bulamamak oluyor. 

Araştırmada öne çıkan bu bulgular bazı firmalarımızda hala daha neden-sonuç ilişkilerine dayalı uygulamalar yerine wishful thinking’in hüküm sürdüğünü gösteriyor. 2012’nin bizi bilgi toplumu olmaya daha çok yöneltmesi dileklerimizle.