Islak mı, kuru mu…

Talaşlı imalatta kullanılan kesme yağları şekillendirme sırasında oluşan ısıyı almak, takım ömrünü uzatmak, yüzey kalitesinin yüksek olmasına katkıda bulunmak ve talaşı taşımak gibi işlevler görürler. Islak işleme olarak adlandırılan bu çalışma tarzı son zamanlarda yukarıda sayılan yararlarına karşın sorgulanmaya başladı. Soğutma yağının maliyeti başta olmak üzere operatör sağlığı üzerinde yarattığı risk ve çevre kirletici etkisi bu sorgulamanın nedenleri arasında. Olumsuzluklara karşı bir yöntem doğada kendiliğinden çözünen soğutma sıvıları üretmek. Bio-degradable kategorisine giren bu yağlar maliyetleri dışında sakınca taşımıyorlar. Ne sağlık tehdidi oluşturuyorlar ne de arıtılmaları gerekiyor. Ancak ne yazık ki şimdiye dek formülleri bulunamadı. Diğer deyişle henüz hayal dünyasında varlar.
İkinci yöntem daha radikal: ‘Kuru işleme’. Kuru işlemede yağların hiçbir sakıncaları söz konusu değil tabii. Ancak yağların işlevlerini bir şekilde temin etmek de zorunluluk.
Yağın ana işlevi olan soğutma kuru işlemede takımlara sert metal kaplanarak yerine getirilmeye çalışılıyor. Kuru işlemede talaştan kurtulmayı da sağlamak gerekiyor. Bunun için başvurulan yöntemlerden biri de yine takımların kaplanması, ikincisi de kesme açısı ile oynamak. Bu konulardaki gelişmeler ümit verici.
Kuru işleme ıslak işlemeye göre bazı avantajlar da içeriyor. Örneğin ara verilip yeniden başlanan işlemlerinde iş parçası daha düşük düzeyde termal şoka maruz kaldığından iş parçası da malzeme özelliklerinden kaybetmemiş oluyor.
Şu ana kadar çözülmemiş kalan tek önemli sorun ıslak işlemede yüksek düzeyde gerçekleşen yüzey kalitesi. Bu problem de aşılırsa ıslak mı kuru mu tartışmaları son bulacak; maliyet, sağlık ve çevre konularında büyük yararlarını göreceğimiz kuru işlemeye tam bir geçiş yaşanacak.
Darısı imza olayının başına diyelim.