Geri dönüşüm ve atık giderlerinden, işletme, bakım ve temizlik maliyetlerinden tasarruf edildi. Atölye hava kalitesi iyileşti, talaşın temiz çıkmaya başladı. Hatta bazı uygulamalarda yüzey kalitesi daha iyi oldu.
Öte yandan işleme sıvısı kullanımının da yararları bulunmaktaydı. Sürtünme ve aşınmayı azaltıyor, kesme bölgesini soğutuyor, talaşı uzaklaştırıyor, yüzeyi korozyondan koruyor, parça ile takım arasında kaynak oluşumuna engel oluyor ve takım ömrünü uzatıyordu.
Demek ki her iki yaklaşımın avantajlarını alıp dezavantajlarını içermeyecek bir yöntem geliştirmeliydi. Bu koşullar adına “kuruya yakın işleme” (near dry cutting) denilen yöntem ile gerçekleştirildi. “Islak-kuru işleme” iki farklı tarzda yapılabiliyor. İlki su ile bitki esaslı yağ karışımını pülverize etmek. Aerosol tarzı olan bu seçenek klasik yönteme kıyasla binde bir oranında sıvı kullanarak aynı soğutma ve yağlama düzeyini elde ediyor. İkinci yöntemde de azot, CO2 gibi kriyojenik gazlar sıkılıyor. -200 °C’de sıkılan gaz benzetme yerindeyse tomalardan bile etkili! Her iki yöntem de talaşın uzaklaştırılması için basınçlı havadan yararlanıyor.
ABD’de yapılan analizler sıvıların toplam işleme maliyeti içindeki payının yüzde 7 ila 17 arasında değiştiğini gösteriyor. Fırsatı gören firmalardan Ford 2013 Ekim ayından beri altı fabrikasında “kuruya yakın işleme” yöntemine geçiş yapmış bulunmakta. Yöntemi fabrikalarımızın dikkatine sunarız.