Küresel enerji krizi, iklim değişikliği ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uluslararası yükümlülükler, sanayi kuruluşlarını köklü bir değişimle karşı karşıya bırakırken; bu kritik süreçte İstanbul Anadolu Yakası OSB, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirdiği “İkiz Dönüşüm Yolunda OSB’ler: Yeşil Dönüşüm ve Dijitalleşme ile Rekabet Gücünün Artırılması” projesini hayata geçiriyor. İstanbul Anadolu Yakası OSB Bölge Müdürü Ayla Dev ile gerçekleştirdiğimiz röportajda Dev, pilot tesislerde yürütülen enerji verimliliği analizlerinden yeşil yaka yetkinlik programlarına, veri odaklı karar alma süreçlerinden Türkiye'deki diğer OSB'lere örnek olacak sürdürülebilir modelleme çalışmalarına kadar projenin detaylarını anlattı.
Sanayide yeşil ve dijital dönüşümün giderek zorunluluk haline geldiği bu dönemde, İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirilen “İkiz Dönüşüm Yolunda OSB’ler: Yeşil Dönüşüm ve Dijitalleşme ile Rekabet Gücünün Artırılması” projenizin ortaya çıkış noktası nedir? İstanbul Anadolu Yakası OSB olarak bu proje ile sanayide nasıl bir dönüşümü hedefliyorsunuz?
Öncelikle bizlere bu imkanı sağlayan ST Endüstri Medya Ailesine teşekkür ederiz.
Sanayinin içinde, üretimin tam kalbinde yer alan bir yapı olarak, dünyada yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bugün küresel ölçekte yaşanan enerji krizi, hızla tükenen kaynaklar, artan maliyetler ve iklim değişikliğinin getirdiği uluslararası yükümlülükler; sanayicilerimiz için yeni bir dönemin kapılarını aralamış durumda.
Artık mesele yalnızca üretim yapmak değil; daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir üretim anlayışını benimsemek. Bu çerçevede ikiz dönüşüm, yani yeşil ve dijital dönüşüm, sanayimiz için bir tercih olmaktan çıkmış, açık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Projemizin çıkış noktası da tam olarak bu ihtiyaç ve gözlemlere dayanıyor. İstanbul Anadolu Yakası OSB olarak, bu dönüşüm sürecinin dışında kalan değil; aksine rehberlik eden bir yapı olmayı önemsiyoruz.
İstanbul Kalkınma Ajansı’nın mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz projemizde temel amacımız; firmalarımızın küresel dönüşüme hazırlıklı, bilinçli ve güçlü bir şekilde adapte olmasını sağlamak. Bu doğrultuda ölçebilen, izleyebilen ve veriye dayalı karar alabilen bir sanayi altyapısı oluşturmayı hedefliyoruz.
Yani sadece farkındalık oluşturan değil, sahada karşılığı olan, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir dönüşüm modeli kurmayı amaçlıyoruz. Bu süreçte firmalarımıza rehberlik eden ve birlikte dönüşümü gerçekleştiren bir anlayışla hareket ediyoruz.
Projeniz kapsamında odak noktası olarak kaç üretici firma bulunuyor ve hangi kriterlere göre seçildi?
Projemiz belirli sayıda firma ile sınırlı bir yapıdan ziyade, bölgemizin tamamına hizmet edecek şekilde kurgulanmıştır. Bu kapsamda doğrudan bir firma seçimi veya sınırlaması yapılmamıştır.
Amacımız; yalnızca belirli işletmelere değil, mümkün olan en geniş katılımla sanayi ekosistemine katkı sağlamak. Bu doğrultuda düzenlediğimiz eğitim ve bilgilendirme programlarını sadece bölgemizde faaliyet gösteren firmalarımıza değil, aynı zamanda bölgemiz dışındaki sanayi kuruluşlarına da açık olacak şekilde duyuruyoruz.
Enerji etüdü çalışmalarımızda bölgemizdeki 10 sanayi tesisimizi pilot firma olarak belirledik. Bu firmaları belirlerken proje gerekliliğini sağlamak ve sadece sayıyı doldurmak değil, hem projenin amacına ulaşmasına katkı sunma isteği hem de projeden fayda sağlayabilecek dönüşüm motivasyonu olan firmalarla ilerlemek bizim için önemliydi.
Bu nedenle öncelikle geniş kapsamlı bir analiz çalışması yaparak firmaların mevcut durumunu ve bu konulara olan ilgisini ölçtük. Bunun yanında enerji tüketim verilerini inceledik, verimlilik potansiyellerini değerlendirdik. Aynı zamanda faaliyet gösterdikleri sektörler itibarıyla önümüzdeki dönemde mevzuat ve uluslararası düzenlemeler kapsamında etkilenme düzeylerini dikkate aldık. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, hem proje çalışmalarından maksimum faydayı sağlayacak hem de elde edinilen kazanımları çarpan etkisiyle yaygınlaştırarak OSB genelini temsil edebilecek firmaları seçtik.
10 üretici firma ve Bölge Müdürlüğü bünyesinde yürütülecek sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği analizlerinin, kurumların mevcut risk yönetimi ve kaynak verimliliği haritalarına ne tür somut veriler sağlaması hedefleniyor?
Bu çalışmaların en önemli çıktısı, firmaların mevcut durumlarını net ve sayısal olarak görebilmeleri olacak. Bugün birçok işletme enerjiyi hangi noktada ne kadar tükettiğini, nerede kayıp olduğunu tam olarak göremiyor. Yapılacak analizlerle birlikte hangi süreçte ne kadar enerji kullanıldığı, nerelerde verimlilik fırsatı olduğu, ne kadar karbon ve su tüketimi gerçekleştiği, nasıl verimlilik sağlanabileceği ve sürdürülebilirlik anlamında bir sonraki adımının ne olması gerektiği somut şekilde ortaya konacak. Bu da firmalarımızın mevcut durumunu izlemede ve yatırımlarını yönetmede daha sürdürülebilir bir sisteme sahip olmasına destek olacaktır.
Bölge Müdürlüğü tarafında da daha bütüncül bir tablo oluşacak. Böylece hem firmalara daha doğru yönlendirme yapılabilecek hem de bölge genelinde kaynak verimliliğini artırmaya ve dönüşüm süreçlerine yönelik daha stratejik adımlar atılabilecektir.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uluslararası ticaret normları göz önüne alındığında; bu projenin çıktıları, İstanbul Anadolu Yakası OSB firmalarının küresel değer zincirindeki rekabet gücüne nasıl etki edecek?
SKDM gibi düzenlemeler, bu kapsama giren ve ihracat yapan firmalarımız için artık doğrudan maliyet anlamına geliyor. Bu noktada en büyük risk, firmaların mevcut durumlarını bilmemesi ya da doğru şekilde yönetememesi. Bu sebeple proje kapsamında Yeşil Yaka Yetkinlik Programı düzenlenecek. Ayrıca henüz dönüşüm sürecinin başında olan işletmelerde sürdürülebilirlik adına yapılacak çalışmalarda rol üstlenecek personelin konuyla ilgili yetkinliğini artırmaya yönelik eğitimler verilecek.
Bu proje ile söz konusu tesislerin karbon ayak izi hesaplanacak olsa da, proje sayesinde firmalar karbon ayak izlerini hesaplayabilir hale de gelecek. Bu da hem olası maliyetleri önceden görmelerini hem de azaltmaya yönelik adımlar atmaları açısından önemli bir avantaj sağlayacak.
Diğer taraftan enerji verimliliği çalışmalarıyla belirlenen verimlilik potansiyellerine yönelik proje ve iyileştirme çalışmaları önerilecektir. Bu potansiyele ulaşmak adına işyerinin talebi olursa hibe ve destek mekanizmalarından faydalanılması için projelendirme de gerçekleştirilebilecektir. Enerjinin verimli tüketilmesi ile ilgili yapılabilecek çalışmaların yanında yönetim sistemi alt yapısı kurularak enerji kullanımının daha planlı ve yönetilebilir şekilde gerçekleştirilmesine destek olunacaktır.
Bu proje 10 firmamızın yalnızca mevcut düzenlemelere uyum sağlamasını değil; aynı zamanda küresel rekabette öne çıkan, düşük karbonlu, verimli ve sürdürülebilir üretim yapan işletmeler haline gelmesini destekleyerek değer zincirindeki konumlarını güçlendirecektir.
Proje tamamlandığında; enerji yoğunluğu, kaynak tasarrufu ve emisyon azaltımı gibi temel performans göstergelerinde (KPI) hedeflenen sayısal iyileştirmeler nelerdir?
Her işletmenin başlangıç noktası, mevcut durumu, ihtiyaçları ve hedefleri farklı olabiliyor. Dolayısıyla kesin bir oran dayatmaktan ziyade, her firmanın kendi potansiyeline göre iyileşmesini esas alıyoruz. Ancak yapılan analizler doğrultusunda, enerji verimliliği ve kaynak kullanımı tarafında anlamlı iyileştirme alanlarının ortaya çıkmasını bekliyoruz. Özellikle enerji tüketiminin azaltılması, buna bağlı olarak emisyonların düşmesi ve su kullanımında verimlilik sağlanması temel hedeflerimiz.
Burada asıl önemli olan tek seferlik bir iyileşme değil; firmaların bu göstergeleri düzenli takip edebileceği ve sürekli geliştirebileceği bir sistem kurmasıdır.
Bu projenin çıktıları, İstanbul Anadolu Yakası OSB’deki diğer firmalara ve Türkiye’deki diğer OSB’lere nasıl bir model teşkil edecek?
Projemiz, pilot olarak belirlenen firmalarla sınırlı kalacak bir yapı olarak kurgulanmadı. Proje sonunda elimizde, sanayicinin nereden başlayacağını ve süreci nasıl yöneteceğini gösteren somut bir yol haritası olacak. İştirak sağlayan firmalarımızdan elde edilen sonuçlarla oluşturulacak aksiyon planını, diğer firmalarımızla da paylaşarak bu dönüşümün yayılmasını sağlayacağız.
Ayrıca bu süreçte oluşan bilgi birikimiyle Bölge Müdürlüğü olarak proje süresince edinilecek yetkinliklerle firmalara daha etkin rehberlik edebilen bir yapıya kavuşacağız. Bu da modelin sürdürülebilir olmasını sağlayacak.
Genel olarak baktığımızda, bu projeyi tek seferlik bir çalışma değil; sahada uygulanmış, sonuç alınmış ve farklı OSB’lere de örnek olabilecek bir başlangıç olarak görüyoruz.