Hadi Canım Sen de

 Ancak bu konular imalatı gereksizleştirmiyor. Nasıl endüstri dönemi tarımı ortadan kaldırmadı ise hizmet ve bilgi dönemi de endüstriyel üretimin yerine geçemiyor. 


Bu gerçeğin gözden kaçırılıp imalatın ihmal edilmesi çok büyük sıkıntılar getiriyor. Başta işsizlik ile bağlantılı gelir dağılımı bozukluğuna yol açıyor. Çünkü hizmet ve bilgi ekonomisi yüksek nitelikli uzmanlar ile işliyor. Yeterli uzmanınız yoksa bu sektörler fazla katkı yaratmıyor.
 
Oysa imalat tersine çok sayıda orta yetenekte çalışana gerek duyuyor. İmalatın önemsenip büyüdüğü yerlerde orta sınıf halk da büyüyor. Kadınların işgücüne katkıları artıyor. Daha yüksek istihdam oranlarına ulaşılıyor, zengin ile fakir arasında uçurum oluşmuyor. 
 
Daha da önemlisi imalatın iki taraflı çarpan etkisinin olması. İmalat geriye doğru gidildiğinde maden, metalürji ve inşaat sektörlerini harekete geçiriyor. İleriye yönelince de depolama, taşıma gibi lojistik faaliyetleri tetikliyor. Günümüz müşterilerinin çözüm talep ediyor olmaları hizmet üretimini de gerektiriyor. Bir mal imal etmek başka sektörlerde yatırımlar yapılmasına yol açıyor, istihdam dalga dalga yayılıyor, yaşam standardı yükseliyor. Kısacası imalat GSMH’ye doğrudan katkısının çok üstünde faydalar üretiyor. 
 
WTO istatistikleri dünya ticaretinin yüzde 80’inin mallardan oluştuğunu kanıtlıyor. İmalat yapmayan ülkeler bu ticaretten aslan payını değil artıkları alabiliyorlar. Türkiye, yaşarsa Cumhuriyetinin 100. yılında 1,2 trilyon dolar ihracat yapmayı hayal ediyor. Ne bilgi teknolojilerinden ne de imalattan anlamayanların AVM yapın demeçleri manşetlere konuyor. Oysa bu işler inşaatla olmuyor, bunu söyleyenler başlıktaki sözü hak ediyor…