Geleceğin iş dünyasında KOBİ kategorisindeki şirketlerin nasıl başarılı olacaklarını anlamaya, dolayısıyla da şirketleri şimdiden hazırlamaya yönelik bir çalışma. Araştırma sonunda önümüzdeki dönemde ayakta kalmak isteyen şirketlerin beş konuda yetkinleşmeleri gerektiği ortaya çıkmış. Bunlar; dönüşümü gerçekleştirmek, inovasyonlar yapmak, yerel değil küresel pazara yönelmek, risk yönetimi yapmak ve çevreci olmak şeklinde sıralanıyor. Raporda birinci sırada yer alan dönüşüm kavramı önce değişim ile karşılaştırılmakta. Değişim kimsenin kontrol edemediği, kendiliğinden oluşan bir olgu olarak tanımlanmakta. Dönüşüm ise kontrol altında gerçekleştirilen bir süreç. Şirketlerin başarılı olmaları için yapmaları gereken dönüşüm de daha fazla işi bilgisayarlara yaptırmak. Buna e-business haline gelmek tanımlaması yapılmış. Şirketlerin iş süreçlerini olabildiğince dijitalize etmeleri gerektiği birinci koşul olarak yer alıyor.
İkinci sırada yer alan inovasyon konusunda çıta çok yüksekte. Herhangi bir inovasyon değil, müşterilerin beklentilerinin ötesinde inovasyon yapmak mecburiyeti öngörülüyor. Bunun için şirketlerin yaratıcılık yeteneğini kazanmaları çok önem taşıyor.
Üçüncü konu küresel pazara yönelmek, satışları arttırmanın en etkili yolu olarak ifade ediliyor. Artık dünyanın neredeyse bir köy haline geldiği, hiçbir şirketin yerel kalmaması gerektiği belirtiliyor.
Gelecekte başarılı olmak için beşinci koşul risk yönetimi yapmak. “Risk yönetimi yapmazsanız kriz yönetimi yaparsınız” şeklindeki girişten sonra artık sorun çözme devrinin geride kaldığı artık sorun önleme devrine girildiği belirtilerek geleceğin şirketlerinin proaktif mantaliteye sahip olmaları vurgulanıyor.
Beşinci madde de Kızılderililere ait olduğu ileri sürülen “biz dünyayı dedelerimizden miras değil, torunlarımızdan ödünç aldık” atasözü ile açıklanıyor ve tüketicilerin çevre bilinçlerinin çok gelişmiş olduğu, bu nedenle de çevre konusunda hata yapan şirketlerin müşteriler tarafından bir anda silinebilme olasılığının yüksek olduğu görüşü savunuluyor.
* * *
Yazımın başında hoca olmanın çeşitli avantajları var demiştim. En büyük avantajımız aşağıdaki fıkrayı anlatabilmektir aslında. İçten saygı ve sevgilerimle.
Kuşçu dükkanına giren müşteri bir papağan almak istediğini söyler. Dükkan sahibi, müşterisine papağanları gösterir. Adam bir tanesini işaret edip fiyatını sorar. Kuşçu “1000 dolar” deyince adam “Nedir bunun özelliği ?” der. Dükkancı da Türkçe ve İngilizce konuşur, yanıtı verir. Müşteri dolaşmaya devam eder, gözüne daha güzel başka bir papağan çarpar. “Bu kaça” der. Kuşçu da 1500 dolar efendim, bu da Türkçe, İngilizce, Almanca konuşur, açıklaması yapar. Müşteri etrafına bakınırken arka taraflarda tüyleri yer yer dökülmüş, çirkin bir papağan görür. Alaycı bir ifade ile sorar; “peki bu kaça?” Kuşçu “On bin dolar” der. Adam çok şaşırır, ne özelliği varmış bu ucube yaratığın deyince kuşçu gülümseyerek:
- Valla ben de bilmiyorum beyefendi, ama öbür papağanların hepsi de buna hocam diyor.