Elektriğe zam mı susuzluk mu?

Bu durum önyargımdan mı kaynaklanıyor diye sorgulama yapmayı ihmal etmiyorum, yine sonuç değişmiyor.  Örneğin nükleer enerji yatırımlarına tüm dünya karşıyken bizde sessizce inşaatlara başlanması beni karamsarlığa itiyor. Bugün bir Fransız televizyonunda Fukushima santralinin sökülmesi çalışmalarına başlandığını, demontajın 40 yıl süreceğini duyunca ülkem adına yeise kapıldım.

Keza EPDK’nın elektrik faturalarına yansıtılan TRT payı, Sayaç Okuma Bedeli, Kayıp Kaçak Bedeli ve bir de üstelik bundan vergi alınması gibi kalemleri düzeltmek yerine yeni faturalarda tepki almamak için gizlemeye kalkması da beni üzüyor. EPDK’nın işi kurnazlık yapmak mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Bunları düşünürken TRT’ye geçen yıl elektrik faturalarından 550 milyon lira aktığı, TRT’nin reklam gelirlerinin ise bu bedelin %10’una bile ulaşamayıp 54 milyon TL’de kaldığı haberi gelince soyulduğumu görüyor, hiç seyretmediğim ve taraflı yayın yaptığını düşündüğüm bir kanal için zorla para tahsil edilmesini Allaha havale ediyorum.

Benzer duyguları doğayı tahrip eden HES’lere mahkemelerden durdurma kararı çıkmasın diye ÇED raporu alma zorunluluğunun kaldırılmasını da bir hukuk devletine yakıştıramıyorum.

*   *   *

Şimdi başka bir eleştiride bulunacağım. Hemen ifade edeyim yazacağım eleştirime yukarıdaki eleştirilerime katılanların bile karşı çıkacağını düşünüyorum. Diğer bir ifade ile muhalefeti de karşıma alacağım otoriteyi de. Tek başıma kalsam da görüşümü yazacağım: “Elektriğe zam yapılmamasını eleştiriyorum!” 28.12.2011 tarihli gazetelerde yer alan, bir devlet kurumu olan TETAŞ’ın Mart 2012 sonuna kadar zam yapılmayacağına ilişkin haberi beni bu yazıyı yazmak zorunda bıraktı.

Enerji fiyatlarına zam yapılması enflasyondan, bütçe gelirlerine, özelleştirmeden yabancı sermaye girişine, kaçakçılıktan uluslar arası ilişkilere kadar çok boyutlu bir konu, bu nedenle de mültidisipliner yaklaşımla değerlendirilmesi gerekiyorsa da biz sadece enerji üretimi disiplini tarafındayız. Elektriğe zam yapılmasını istememin nedeni bugünkü elektrik üretiminin ağırlıklı olarak su santralleri ile yapılır olması. Kendi görüşü gereği zam yapmama yolunu tercih eden otorite maliyetleri daha düşük olduğu için termik kaynaklar yerine barajları tam kapasite çalıştırmakta. Bu yaklaşım zam yapılmayan elektrik enerjisi için doğru ancak buradaki gizli varsayım yağmurların yağacak olması. Şu ana kadar barajların ağırlıkta olduğu bölgelerde mevsim normallerinin çok altında yağış elde edildi. Bu nedenle su seviyeleri de son 10 yılın en düşük düzeylerine inmiş durumda. Böyle giderse yaza bile gelmeden ciddi susuzluk yaşayacağız. Bir an önce barajlar yerine termik santrallere ağırlık verilmeli. Elektriğe zam yapılırsa eleştirmeyeceğim. Söz!