Dengeyi Bulmak Gerek

Bir aile otomobilinin 300km/h hız yapabilmesi, bir ampulün 10.000 saat ışık verebilmesi, bir telefonun 25 metreden serbest düşmeye dayanabilmesi, bir saatin 100 metre derinlikte çalışabilir olması aşırı mühendislik örnekleridir. Mühendislik tarihindeki en yaygın örneği ise ikinci dünya savaşında kullanılan Alman tanklarıdır. Anti tank silahlara karşı gereğinden fazla mukavemetli yapılmışlar ancak çok pahalı olmaları ve yarattıkları imalat zorlukları nedeniyle az sayıda üretilebilmişlerdir. Dünyanın en iyi mühendisleri olan Almanların tek zaafı olan bu sendrom eski Mercedes arabalardan Siemens’in ürünlerine değin neredeyse her markalarında gözlemlenmekteydi. Almanlar yarattıkları bu sorunlarıyla başa çıkmak için “Değer Mühendisliği” disiplinini yaratmışlardır.
 “Daha az, daha çoktur!” deyişi aşırı mühendislik karşıtlarının sloganı olarak ABD’de üretilmiştir.
Maliyet düşürme çabaları aşırı mühendisliğin yavaş yavaş ortadan kaybolmasına yol açarken yerini tam zıddına; “yetersiz mühendislik” sıfatını hak eden ürünlere bırakmıştır. Son yıllarda karşımıza sıklıkla çıkan yetersiz mühendislik iki türe sahiptir. İlk tür ürünün minimum performans eşiğini zor karşılayacak şekilde tasarımlanması ve ucuz bileşenlerle imal edilmesidir. Bileşenler birbirleri ile tam uyum sağlayamadıklarından kısa ömür kaçınılmaz olmaktadır. Örneğin bir düğme bile bir makinanın duruş yapmasına yol açabilir.
İkinci türe giren yetersiz mühendislik ürünleri kullanım sürecinde gereken desteği sağlayamayacak tedarikçilerden alınan bileşenlerle yapılanlardır. İlk bakışta sorunsuz görünen ürün küçücük bir destek gerektiğinde karşılanamadığından dolayı hurdaya çıkmaktadır.
Bazı yetersiz mühendislik ürünleri de temel bir gereksinimi karşılayacak yeteneğe sahip değilken müşterinin olmayan problemlerini çözeceğini ileri sürerek sinir bozmaktadırlar.
Yetersiz mühendisliğin karşısındakiler “Kalite pahalı değildir!” sloganına inanırlar.
Ne ifrat, ne tefrit, “doğru mühendislik” en iyisidir.