Makinaların mekatronik ürünlere evrimleşmiş olmaları da tasarım süreçlerine makina, elektrik ve otomasyon mühendislerinin katılımını dayattığından farklı bakış açılarına sahip, farklı dildeki bu kişilerin işbirliğini sağlamak da aşılması gereken bir zorluk. Ancak tasarım sürecindeki her karar performansı ve maliyeti doğrudan etkilediğinden anılan kişilerden iyi bir ekip oluşturmak başarının temel koşullarından bir tanesi. Bir başka zorluk OEM’lerin bütçelerinin sınırlı olması. Yüksek performanslı makinaları geliştirmek için gereken modern mühendislik araçlarını, gelişmiş algoritmaları, otomasyon çözümlerini kullanmak dar bütçelere sığmıyor. Ancak bu araçlar kullanılmadan geliştirilen makinalar bırakın yüksek performansı, vasatın bile altında kalıyor, çok az kar getiriyor.
OEM’leri bu kısır döngüden kurtarma sorumluluğu otomasyon firmalarına düşüyor. Yüksek performanslı makina üretme konusunda en yüksek potansiyelin otomasyon çözümlerinde bulunması bu sorumluluğun nedeni. Çoğu otomasyon firması OEM’lere aktüatör entegrasyonu desteği veriyor. Hareket kontrolörü, sürücü, motor, redüktör, I/O ağı, PLC ve programını sağlıyor. Biraz daha yüksek performans isteyen OEM’ler ek olarak özel sensörler, komponentler tasarımlatıyor, bakım desteği alıyor.
Ancak dünyada rekabet edebilecek performans/fiyat oranlarına yükselebilmek daha fazlasını gerektirmekte.. Otomasyon firmaları makinanın tasarımından başlayarak OEM ile partnerlik yapmak zorundalar. Her bir makinaya ambalaj, plastik enjeksiyon, metal kesme, gıda, metal işleme “uygulamaya özel” geliştirme katkısı vermek zorundalar. Bu gün için uygulamaya özel geliştirilmemiş makinanın global rekabet şansı bulunmuyor. Eğer bu şansı yakalamak istiyorsa firmaların genel bir otomasyon düzeyinden, derinleşmiş uzmanlığa sahip, deyim yerindeyse “butik” otomasyon firması düzeyine çıkmaları gerekiyor. Otomasyon firmalarımız bunu hem kendileri, hem de makina
sektörümüz için yapmalılar…