Bildiri biyoteknoloji yoluyla kısaca GDO denilen genetiği değiştirilmiş organizmaların olumsuzluklarının ciddi boyutlara vardığını ve insanlığın kobay olarak kullanılıyor olmasına dikkat çekiyor. GDO alanında çalışan firmaların savlarının insanlığın açlığına çare bulmak olduğunu, ancak dünyadaki açlığın nedeninin yetersiz üretim değil adaletsiz paylaşım olduğunu ileri süren bildiri bu iddiasını ABD tarım bakanlığı verilerine dayandırıyor. Hiçbir GDO’lu tarım ürününün verim artışı hedeflemediği yer alan yazılı açıklamada kanıt olarak GDO’suz tohumla ürettiği mısır veriminin dünya ortalamasının üzerinde olması gösteriliyor. Ziraat Mühendisleri Odası GDO’lu tarım ürünlerinin reklamlarının yapılmasına bir hayli kızmış olmalı ki konuyu şu acı cümlelerle eleştiriyor:
- Bu projeler dünyadaki açları değil, çokuluslu şirketleri besleme projesidir,
- Biyolojik çeşitliliğin azaltılması, monokültür projesidir,
- Bilimin ticarileştirilmesi ve gerçeklerin üzerinin örtülmesi projesidir,
- Tüm dünya çiftçilerini birkaç çokuluslu şirkete bağlama projesidir.
Bugün biyoteknoloji ile güçlü aşılar ve astım ilacı gibi çok yararlı ürünler de geliştirilmiş durumda. Dolayısıyla biyoteknoloji de diğer tüm teknolojiler gibi insanlığın yararına da kullanılabilir, zararına da. Önemli olan teknolojiyi ahlakın egemenliği altında tutmaktır.
Soda ve Maden Suyu farklıdır!
Yazın sıcakları terle mineral kaybetmemize neden oluyor. Kaybettiğimiz mineralleri yerine koymak için maden suyu içmemiz çok uygun. Ancak pek çok yerde maden suyu yerine soda veriyorlar. Oysa bu ikisi farklıdır. Maden suyu doğal mineraller ve iz elementler içerirken sodada sadece karbondoksit gazı bulunur. Bu ayrımın farkında olmayan tüketiciler de maden suyu diye ısrar etmedikleri için yararsız soda ile geçiştiriliyorlar. Proses Otomasyonu okurları farkı fark etmeli, ettirmeli.