Bina estetiği öncelikle binanın görünüşü ile ilgili olmakla beraber bununla sınırlı değil. Binanın içinde bulunduğu çevre ile uyumlu olup olmaması da üzerinde önemle durulan, kafa yorulan bir konuydu.
Tabii mekanın düzenlenmesi, içinde oturanın konforunu sağlaması, işlerini kolaylıkla yapmasına yardımcı olması önemliydi. Diğer deyişle bina kullanıcısının içsel estetik ve fonksiyonel beklentilerini karşılamalıydı. Ancak dışsal estetik beklentisini de karşılayacak şekilde dışarıdan bakıldığında siluetinin de hoş ve çevre ile bütünselleşen havada olmasına dikkat edilmeliydi.
İkinci önemli konu olan binanın inşa yöntemi maliyetleri belirleyen temel faktör olması sebebiyle üzerinde en fazla durulan konuydu. Binanın sahibi mühendisten istediği sağlamlıktaki inşaatı makul bedelle inşa etmesini beklemekteydi. Bazen akıllı sahipler denklemi tersine çevirerek tahmin edilen maliyet için en sağlam bina yapılmasını beklerlerdi.
Beklentiler böyle olunca da mimarların en geniş anlamda estetikle, mühendislerin de sağlamlık ve maliyetle ilgili önceliklerinin olması kaçınılmazdı.
* * *
Tasarım ve inşaat çok önemli konular olmalarına karşın, hesaba gelecek zaman katıldığında günümüzde yeterli değiller.
Bina sahipleri artık binanın ekonomikliğini de sorgulamaktalar. Binanın yaşamı boyunca getireceği işletim maliyetlerini, bakım harcamalarını dikkate almak durumundalar. Binaların otomasyon sistemleri içermesi, konfor ve emniyet kapsamında eskiye kıyasla çok daha fazla cihaz barındırması opex dediğimiz işletme harcamalarını çok arttırdığından zorunlu olarak bu bakış açısını getiriyor. Tesis yönetimi ekonomisi dediğimiz kavram kendisini iyice hissettiriyor. Binanın kaça mal olduğu tek başına yeterli değil, ona sahip olmanın ve yaşatmanın maliyetinin makul olması önemli bir hedef artık.
Estetik ve inşaat maliyetinden hiç de aşağı kalmayan...