Oysa en gelişmiş bir fabrikada bile bulunmasının çok düşük olasılık olduğu bu birliktelik sadece bir havalimanında; Schiphol Amsterdam’da bulunuyor.
Schiphol bagaj yönetim sistemi halen automated storage and retrieval system (AS/RS) olarak bilinen otomatik depoya sahip dünyadaki tek havalimanı. Deponun mal kabul/sevkiyat bölümlerinde elleçleme amaçlı altı adet robot hücresi yer almakta. Bu hücreler toplam iş yükünün %60’ını insan operatörlerden almaktalar. Bu paylaşım bir yandan operatörleri rahatlatırken diğer yandan da üretkenliği arttırmakta. Depoya gelen/giden bagajlar ya 21 kilometre uzunluğundaki konveyörler ile ya da bir insansız taşıma aracı olan destination coded vehicle (DCV) kategorisindeki taşıtlarla yapılmakta. DCV’ler raylar üzerinde saniyede 7-12 metre hızla ilerleyen ve özellikle terminaller arası taşıma için tünellerden geçen araçlar. Saatte 3.000- 4.500 bagaj taşıyabilen bu sistem ülkemizde bulunmuyor! Robotlar bagajları konveyörlere son anda yüklemeye dikkat etmekteler. Bunun nedeni aşırı yüklemenin önüne geçerek enerji savurganlığından korunmak.
Havalimanı bagaj yönetim sistemlerinin hassas çalışabilmesi için kapı değişikliklerinin, uçuş saatlerindeki erteleme ve rötarların anında izlenmesi zorunluluktur. Müşteri tatminini en çok etkileyen, ancak çok sıkıcı ve asla hata kabul etmeyen bu görevi yaptırmanın en iyi yolu gerçek zamanlı bir çizelgeleme yazılımı kullanmaktan geçmekte. Yalnızca robotların, otomatik deponun, konveyörlerin, DCV’lerin, çizelgeleme yazılımının koordineli ve entegre çalışması senede 45 milyondan fazla Schiphol havalimanı yolcusunun işlerinin sorunsuz görülmesini sağlayabiliyor.
ABD için en ucuz charter’ların bulunduğu, en güzel kızlara rastlanılan havalimanı olmak gibi unvanlardan sonra Schiphol en ileri teknolojik altyapı madalyasını da göğsüne takmış bulunmakta.
2012’nin yolunuzu Schiphol’den geçiren keyifli seyahatler getirmesini dilerim.