Allah, Türk`ü O Makinadan Korusun

 Kızcağız elindeki paralara baktı, baktı, baktı… ve bir başka çalışanı çağırarak saydırdı. Arkadaşının onaylamasından sonra tuşa bastı ve fişimi vererek sıradaki müşteriyle ilgilenmeye başladı. Kasiyer 20’li yaşların sonunda gösteriyordu ve ne görünüşünde ne de konuşmalarında normal dışı bir olgu fark edilmiyordu. Durumu yorumlamaya çalışırken arkamdan gelen müşterinin 10 Dolar’lık banknot verdiğini gördüm. Kız kasanın yanında duran o ana kadar fark etmediğim bir makinanın birkaç tuşuna bastı, makinadan bozuk paralar döküldü, kız paraları avuçladı ve fişle birlikte müşteriye verdi. Müşteri de saymadan alıp çantasına koydu.

 
Meğer ABD’de para üstü verme makinası icat edilmiş ve hızla da yaygınlaşmaktaymış.
 
Deneyimimi anlattığım arkadaşlarımdan değişik yorumlar aldım. Kimi yöneticilerin hatalardan bıktıkları sorunu teknolojiyle çözmüş olduklarını söyledi. Kimi ABD’nin çoğunluğunun az zeki olduğunu, kimi de teknolojinin işlevinin yetersiz kişileri iş hayatına dahil etmek olduğunu ileri sürdü. Kimi de teknolojinin bu düzeye gelmesinin insanları daha az düşünmek zorunda bırakıp zihinsel gerileme yaratacağını belirtti.
 
Makinaları salt teknolojik araçlar olarak kabul etmemiz yanlış hale geldi. Onları doğadan ve insan yeteneklerinden ayrık değil, içlerinde bulundukları kültürlerin bütünleşik öğesi olarak görmemiz gerekiyor. Başka deyişle makinalar kullanıcıları ve hizmet sunduğu kesimler ile birlikte değerlendirilmeli.
 
Sonradan öğrendim, o makina içine atılan paraları da kendisi ayırıyormuş. Orada bu makinayı düşünüp yapabilecek kadar ileri, kullanmak zorunda olacak kadar da ileri olmayan beyinler bulunuyor.
Yapma kısmına belki, evet. Ama dilerim o makinayı günün birinde biz kullanmak zorunda kalmayız…
 
Yeni yılın zeki insanlar ve zeki makinalar getirmesi dileklerimle…