Akın var güneşe akın!

Ülkemizin elektriksel güç kurulu kapasitesi 2012 başı itibariyle 40.761 MW olarak hesaplanıyor. Enerji talebimiz 10 yıl yasasını bile geride bırakmış durumda. Elektrik enerjisi talebinin her 10 yılda iki katına çıkacağını öngören ve gerçekte bir trend olan 10 yıl yasasına göre ülkemizin 2023 yılında 80.000MW dolayında kurulu güce sahip olması gerekirken trendlere dayalı projeksiyonlar Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılında -şayet yaşarsa- 100.000.000MW üretim potansiyeline sahip olması gerektiğini gösteriyor. Bu öngörü enerji tüketimimizin dünyanın en pahalı elektriğini kullanıyor olmamıza karşın diğer pek çok ülkeninkinden çok daha hızlı büyüdüğüne işaret ediyor.

Bu gelişmeyi gören siyasi otorite karşıt görüşlere aldırış etmeyip nükleer enerji yatırımlarına ve mini hidroelektrik santrallere yollar açtığı halde yenilenebilir enerji yatırımları alanında yavaş davranıyor; güneş ve rüzgar enerjisi ihaleleri bir türlü yapılmıyor. Oysa ülkemizin her zaman söylenen jeopolitik konumunun avantajlarının yanında güneş ve rüzgar ülkesi olmasında yatıyor. Araştırmalar Güney Ege ve Akdeniz bölgesi şehirlerimizin güneş santralleri yatırımları açısından çok yüksek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Fizibilite analizlerine göre Konya, Adana, İzmir gibi şehirler aldıkları ortalama güneş ışınları ile bugünkü elektrik fiyatlarına göre kendilerini çok kısa süreler içinde geri ödeyebilecek yatırım fırsatı sunuyorlar.

Bu fırsat değişik kurumların ilgisini çekiyor. 9 Mart tarihinde İstanbul’da Deloitte, ELC ve 3E firmaları ortaklaşa düzenlendikleri bir toplantı ile bu alandaki yatırımların finansmanını bulmaya hazır olduklarını duyurdular. Üçü de enerji yatırım danışmanı olan bu firmalar oluşturdukları konsorsiyum ile Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelinden yararlanması için AB fonlarını güneş santralleri yatırımları için uygun koşullarla ülkemize getirebileceklerini belirttiler.
Bizden çok daha az güneş alan ülkeler, örneğin Almanya güneşe akın ederken bakalım biz ne zaman akıl edeceğiz?

Not: Başlık Nazım Hikmet Ran’ın ünlü şiirinden alınmıştır