Ancak bana değil kanun, anlamlı bir değeri olmayacak kadar basit göründü. O kadar ki yirmi yılda otomasyon konusundaki binden fazla yazımın biri bile onunla ilgili olmadı…
* * *
Her üretim sistemi şu veya bu derecede dış etkilere açıktır. Dış etkiler sisteme nüfuz ederse iç durumu etkileyerek hedeflenmiş çıktısını üretmesini sıkıntıya sokar. Hani demişler ya gemiyi etrafındaki değil, içine giren su batırır diye. Aynı durum burada da geçerlidir. Dolayısıyla sistemi kontrol altında tutmanın ilk ilkesi dış etkilerin içeriye ulaşmasını engellemektir. Bu görev regülatörün karşı etki yaratmasıyla gerçekleşir. Etkiler çeşit çeşit olduklarından regülatör de etkilere zengin çeşitlilikte tepkiler verebilmelidir.
Her üretim sistemi şu veya bu derecede iç değişiklikler de yaşar. Bu değişiklikler çıktı bozabilir. Dolayısıyla sistemi kontrol altında tutmanın ikinci ilkesi çıktıyı engelleyebilecek iç değişiklikleri engellemektir. Bunun yolu da iç değişkenliği olabildiğince azaltmaktır.
* * *
Hafife alma gafletinde bulunduğum kanun “Requisite Variety; Gerek Duyulan Çeşitlilik” adıyla anılıyor. Sistem dışıyla mücadele için yüksek çeşitlilik, sistem içinde ise düşük çeşitlilik gereklidir diyor. Kontrolördeki çeşitlilik sistemi korur, sistemdeki çeşitlilik kendisini çökertir, her yerde gerek duyulan çeşitliliğe sahip olun önerisinde bulunuyor. Kanun bugünlerde iş dünyasında tartışılıyor.
Yeni yıla bir hatamı telafi etmemin mutluluğuyla giriyorum. Herkes için diliyorum…