Yeni normalde de ‘doğaya dönüş’ ön planda

Pandemi döneminde bile işlerin hiç durmadığı peyzaj ve havuz sektörlerinde, kısıtlamaların kaldırılması 2022’ye dair umutları iyice yeşertmişti. Nitekim ekonomideki sıkıntılı sürece rağmen her iki sektörde de işler hızlandı. Salgından dolayı evlere kapanılan dönemden sonraki yeni normal sürecinde de doğaya ve yeşile duyulan özlem hiç azalmadı. Aksine doğanın sunduğu huzuru evimize taşımak için bitkilerden ve rengârenk çiçeklerden yardım alma arzusu daha da arttı. Peyzaj mimarisi sayesinde doğayı, yaşam alanlarımıza taşıyabiliyor ve bu huzuru evimize girerken, çıkarken ya da balkonunuzda keyif yaparken bile hissedebiliyoruz. Ancak peyzajın sadece bitkilerle ilgili bir durum olmadığını, aslında bir açık hava dekorasyonu olduğunu da unutmayalım.

Peyzaj mimarisinin kamuda, yerel yönetimlerde giderek daha fazla ön plana çıktığını görüyoruz. Sürdürülebilir kent kavramının gündeme gelmesinden sonra, peyzaj tasarımında ekolojik yaklaşımlar çok önem kazandı. Peyzaj tasarımda ekolojik yaklaşım, alan tasarımında doğanın model alındığı, doğal süreçlere ve ekolojik özelliklere uyumlu çözümlerin getirilmesini gerektiren bir yaklaşımdır. Temel hedef, kentsel ekosistemin bir parçası olabilecek, kendi kendine yetebilen bir sitemin geliştirilmesidir. Kamunun ya da kent yöneticlerinin peyzaja büyük bütçeler ayırması elbette çok sevindirici ama bu bütçeler maalesef doğru kullanılmıyor. İddialı tasarımlar, büyük bir gösteriş, kararsız bir estetik, bakıma bağımlı ve sürdürülemeyen uygulamalar var. Peyzaj tasarımının müsrif bir dekorasyon aracı olarak kullanılması çok rahatsız edici. Bu uygulamalarda su israfının bile düşünülmemesi büyük eksiklik.

Havuzlarda pandeminin döneminin etkisi yeni normalde de kendisini hissettiriyor. Salgın sonrasının psikolojisi ile, ortak kullanımlarda mümkün olduğu kadar sosyal mesafede veya münferit kullanımlar tercih ediliyor. Karma kullanımlı sitelerde çok büyük alan kaplayan havuzlar, müstakil konut sitelerinde ise müstakil kullanımlı minimal ölçülerdeki havuzlar ön planda. Havuz çevresinde ise doğal görünüm için emprenyeli ahşap ile kompozit ahşap deck tercih edilebildiği gibi, terracotta ile uygun yüzeyli traverten veya seramik de tercih edilebiliyor. Havuz suyunda da kimyasal maddeye ihtiyaç duymadan, bitkilerin filtreleme özelliklerinden yararlanarak kendisini temizleyebilen, böylece klor kokusu ve tadı almadan berrak ve temiz bir suda yüzme keyfi sunan biyolojik havuzlar tercih ediliyor. Yeni sayımızda sizleri bu gelişmelerden sektörün önde gelen isimleriyle bir araya gelerek haberdar etmek istedik.

Keyifli okumalar...

YORUM EKLE
Dergiler

ST Endüstri Radyo Canlı Yayını