"Plazma ve Silindirle Beraber Robot Yatırımı Planlıyoruz"

Türkiye’nin en büyük kazan üreticisi olarak tanınan Erensan’ın Yozgat’taki üretim parkurunda bugüne kadar 100 binden fazla kazan üretildi. Gün ve gün imalat alanını genişleterek kapasitesini artıran firmanın Genel Müdürü Efkan Çeviker ile bir araya geldik.

"Plazma ve Silindirle Beraber Robot Yatırımı Planlıyoruz"
ST Endüstri Medya

Erensan, İstanbul’da 1966 yılında Makine Yüksek Mühendisi Mesut Eren tarafından küçük bir atölyede kuruldu. Şu anda Yozgat Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim gerçekleştiriliyor. Toplam 400 kişilik kadrosuyla Erensan; Yozgat’ta toplamda 65 bin metrekare alanda, 70 kilowattan 33 megawatta kadar üretim aralığında; 60 yetkili servis ve yurt içindeki grup şirketleriyle Türkiye’nin en büyük kazan üreticisi olarak faaliyet gösteriyor. Dünya devi şirketler, okullar, hastaneler, AVM’ler, konutlar, kamu binaları, spor komplekslende; ilaçtan tekstile, gıdadan enerji santrallerine, denizcilikten turizme, üretimden hizmete kadar her sektörde varlığını sürdürüyor. Bugüne kadar 100 binden fazla kazan üreten Erensan; Türkiye’nin ilk yoğuşmalı kazanını imal etti. Türkiye’nin ilk ve tek, Avrupa’nın en büyük ısı laboratuvarını kurdu. Endüstriyel ve domestik kazan ihtiyacına en uygun çözümleriyle Arsenal Emirates Stadium, Türk Telekom Arena Stadı, Cambridge Üniversitesi, Manchester Üniversitesi, Havaş Kimya, Eczacıbaşı, TOFAŞ AŞ, Yeşilyurt Enerji Santrali, Ağaoğlu, Üşler, Dumankaya, OPET, WOW Cramlin Hotel, Migros, Siemens Yeşil Bina Uygulaması gibi bir çok önemli markaya çözüm sundu. 

Üretim parkurunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bizim fabrikamız 1999 yılından bu yana Yozgat OSB içerisinde yer alıyor.  Şu anda orada 6 hol, yaklaşık olarak 30 bin kapalı alan, 65 bin metrekarede açık alanda imalat yapıyoruz. Bizim işimizde kapalıdan daha fazla açık alana da ihtiyacımız var.  Biz çok büyük ürünler yapığımız için manevra anlamında alana ihtiyacımız oluyor. Her sene alanımızı büyüterek yolumuza devam ettik. Bu sebeple makina parkımız da iyi bir konuma geldi. Bu sene biraz robotla ilgili yatırımımız olacak. Kaynak kısmımız için robotu düşünüyoruz.

Kaynak robotu gayet güzel… Peki, başka?

Bizim şu anda bir yatırımımız var; tekrar bir makina alacağız, daha doğrusu plazma tezgahı alacağız... Çok eskiden parkurumuzda bir Alman firmasıyla çalışıyorduk. İmalattaki arkadaşlarımız söz konusu Alman markadan çok memnun olduklarını ifade ediyorlardı. Ancak biz, yerli bir firma olarak ortadaydık. Herkese de yerli malın iyi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu nedenle bizim kendimizle çelişmemiz lazımdı. Eğer bizler bir yerde buna destek olmazsak, bizim görevimiz tamamlanmamış olacaktı. Zira bizim tek işimiz kazan yapmak değil. Biz yerli imalat sektörüne, makina sektörüne de destek vermek zorundayız. Plazma tezgahıyla ilgili olarak bundan 10 sene evvel ilk kez yerli bir marka olan Akyapak’ı tercih ettik. Hatta Akyapak’ın ilk yaptığı makinasıydı… Şimdi yine bir makina alacağız. Aynı ikilem yine oldu. Ki Türkiye fiyatları da Avrupa fiyatlarına biraz daha yaklaşır konuma geldi. Velev ki birebir olsa bile biz yine yerli olanı tercih edeceğiz. 

Yalnızca seri üretim mi yapıyorsunuz yoksa butik üretimleriniz de oluyor mu?

Biz firmalarla sipariş üzerine çalışıyoruz. Stoğa attığımız ürün maalesef senelerdir bulunmamaktadır. Bu nedenle de standart ürünlerden ziyade özel üretimlere yoğunlaşmış durumdayız. Zaten biz şu anda da siparişin gerisinden gidiyoruz. Bu iyi bir şey gözükse de bunu verimlilik açısından tam tersine çevirmemiz gerekiyor. Daha avantajlı bir makinalaşma sürecine girerek teslimat sürelerimizi kısaltmayı hedefliyoruz. 

“2018’DE YATIRIM YAPACAĞIZ”

Kaynak robotu, plazma tezgahı, silindir bükme makinası gibi ürünlere yatırım yaparak üretim kapasitelerini artırmaya devam edeceklerini ifade eden Erensan Genel Müdürü Efkan Çeviker “Biz şu anda da siparişin gerisinden gidiyoruz. Bu iyi bir şey gözükse de bunu verimlilik açısından tam tersine çevirmemiz gerekiyor. Daha avantajlı bir makinalaşma sürecine girerek teslimat sürelerimizi kısaltmayı hedefliyoruz.” dedi. 

Üretmiş olduğunuz makinalar hakkında bilgi verir misiniz? 

Biz temel olarak iki türlü ürün üretiyoruz. Biri evsel domestik dediğimiz, ısınma ihtiyacını karşılayan ürünler. Yani konut, alışveriş merkezleri, hastaneler gibi yerlerdeki kalorifer kazanlarının üretimini gerçekleştiriyoruz. İkincisi de sanayi bölümü. Enerjiyi bir noktadan bir noktaya iletebilmek için buhar gerekiyor. Kazanda enerjiyi suya yüklüyorsunuz, buhara geçiriyorsunuz, buhar kalkıyor içerideki bir makinaya enerjisini verip tekrar geri geliyor. İşte bunu üreten buhar kazanlarını biz üretiyoruz. Yani Erensan hem domestik alanda, hem de sanayi alanında var. Çok rekabetçi koşulların olduğu bir sektör bu. Bizim rekabet için hem fiziki imkanlarımız hem de Ar-Ge imkanlarımız müsait. 72 ülkeye ihracatımız var. Ciromuzun yaklaşık yarısı ihracattan oluşuyor.

İhracat demişken… İhracat yaptığınız ülkelerdeki beklentiler nasıl?

Bizim satışlarımızın yüzde 55’ini ihracat oluşturuyor. Yıllardır yurt dışı ile çalıştığımız için onların beklentilerini ve kalite anlayışını biliyoruz. Bizim burada ürettiğimiz kazanlarda Almanya’ya da giden aynı, Van’a da giden kazanımız aynıdır. 

Ancak Almanya’daki üreticilerin özel ihtiyaçları doğrultusunda Ar-Ge için üretimi zorladıkları düşüncesindeyim…

Şöyle ki… Avrupa Birliği’nde İngiltere’ye kazan satıyoruz, Fransa’ya kazan gönderiyoruz…  Romanya, Belçika derken özellikle sanayi kazanları satışlarında CE işaretlenmelerinden sonra her şey çok daha rahat oldu. Çünkü bu, bir kaliteyi gösteriyor.  Bugün Almanya’da bir kazan firmasında kullanılan sacın aynısını biz de CE işareti yüzünden kullanmak zorundayız. Aynı kaynak yöntemlerini yapmak zorundayız, aynı kalite kontrol şartları altındayız. Üçüncü kuruluşlar dediğimiz yerler de fabrikalarımıza dışarıdan gelip zaten belgelendiriyorlar. O belgelendiren kuruluşun bir kolu Almanya’da, bir kolu Türkiye’de aynı kollar denetliyor. Aslında her şey bir bütün! Burada yalnızca tek bir fark kalıyor o da kazanın dizaynıyla ilgili... Aslında burada kritere bakılırsa Türkiye çok daha iyi, kazan verimliliklerini ölçüyor artık…

Sizin fabrikanız içerisinde bu şekilde bir laboratuvarınız var değil mi?

Evet, var. 3 MW kapasiteye sahip, son teknoloji ile donatılan ISILAB’da üretilen yeni ürünlerin verimliliği test ediliyor. 92/42/AT Yeni Sıcak Su Kazanları ve 2009/142/AT Gaz Yakan Cihazlar Yönetmelikleri’ne göre CE işaretlemesine ilişkin kapasite, verim ve baca gazı emisyonlarının ölçümleri ile gerekli olan diğer tüm ölçümler uzman personel tarafından onaylanmış kuruluş nezaretinde yapılabiliyor. Laboratuvarımızın içerisinde bir sürü cihazlar var. Test istasyonumuzda ölçüm cihazlarından tutun, pompası, otomasyonu, sayaçları geniş bir yelpazede kalite değerlendiriliyor.  

Genellikle de bu noktada yabancı menşeli markalar var, öyle değil mi?

Evet, çünkü zaten test ölçüme yönelik bir üretim Türkiye’de yok. Mecburen yurt dışından alınıyor ama şu an yavaş yavaş gelinen noktada özellikle otomasyonda Türkiye epey yol kat etti. Özellikle kumanda panolarında ilerleme yaşandığını söyleyebilirim. Pompalar yerli kullanılabiliyor, onların hepsi mevcut. Ancak bu noktada söylemeden geçmem doğru olmaz: Dünyadaki en büyük bu alandaki laboratuvar 1 megawattır. Akredite edilmiş bir kuruluştur. Oysaki bizimki 3 megawatta kadar çıkmıştır. Bu yönüyle de ISILAB, önemlidir. Bu tabii kazanlarımızı üretirken çok işimize yaradı. 

“TÜRKİYE’NİN TEK, AVRUPA’NIN EN BÜYÜK ISI LABORATUVARINA SAHİBİZ”

“Avrupa Birliği’nde İngiltere’ye kazan satıyoruz, Fransa’ya kazan gönderiyoruz… Romanya, Belçika derken özellikle sanayi kazanlarında tüm dünyaya çözüm sunuyoruz.” diyen Erensan Genel Müdürü Efkan Çeviker “3 MW kapasiteye sahip, son teknoloji ile donatılan ISILAB’da üretilen yeni ürünlerin verimliliği test ediliyor.” dedi.

Makina parkurunuzda da genellikle yerliler var. Gördüğüm kadarıyla Çakmak Vinç var, Akyapak var…
Baykal da var. Biz özellikle alımlarımızda ihtiyaçlarımız doğrultusunda ürünlerin yerlisinin olup olmadığını araştırırız. İmalathanemize en son 40’ar tonluk vinçler aldık. Biz bu konuda Çakmak Vinç ile çalışıyoruz. Biz her sene iki, üç adet vinç alarak büyüdük. Çakmak Vinç’ten çok da memnunuz. Ben memnun olduğum bir yerden kalkıp neden başka bir marka arayayım ki… 

Yerli sanayinin gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Mutlaka ki otomotiv her alandan daha hızlı bir büyüme sergileyecektir. Türkiye sanayisi eğer iyi yönlendirilebilirse çok başarılı olunur. Ancak dikkatli olmak gerekir. Tüm dünya renkli televizyona geçtiğinde bizim ülkemizde siyah beyazın yatırımları yapılıyordu. Dolayısıyla biz vakit kaybettik. Şu anda konu Endüstri 4.0, bu yüzden direkt 4.0’a geçilmesi gerekiyor. Bunu yapabilecek insanlar var, yoksa da getireceksiniz. Aynı şey robot içinde geçerli; robot ithal edeceksiniz, yoksa da yapanı getireceksiniz. Zaten sistem dünyanın her yerinde akıllı adamları barındırmaya kurulmuş. 

Dünya konjonktüründen bakıldığında sektörel rekabette Türkiye’nin bulunduğu nokta için ne söylenebilir? 

Gelişmekte olan ülkeler arasında en avantajlı ülke Türkiye. Hiçbirinde buradaki gibi bankacılık, kambiyo ve hukuk sistemi yok. Bugün gidip Orta Doğu ülkelerinden birine yatırım yaparsanız sabah yapılacak bir darbeyle her şey yerle bir olabilir. İşçilik ucuz olabilir; ama garanti ve istikrar yok. Ayrıca Türkiye Avrupa’nın göbeğinde yer alıyor. Her yere ulaşımı çok rahat. Yabancıların en çok değer verdiği ilke olan ‘Just in Time’a en uygun ülke burası. Avrupa dışında Türkiye ile başa çıkabilecek bir ülke olduğunu düşünmüyorum.

Isı sektörünün sorunları nelerdir? 

Sektörün en büyük sorunu ithalat... Bu da sektörün tek başına çözeceği bir sorun değil çünkü sorunun kaynağı bizim insanlarımızın tercihine dayanıyor. Yabancı ürünlere karşı bir sempatileri var. Biz firma olarak ‘Mutlaka yerli malı kullanın.’ da demiyoruz. ‘Eşit kalite ve verimlilikteysek gelin bizi tercih edin.’ diyoruz. Yani Türkiye’de üretiliyor diye kalitesi düşük, daha fazla yakıt tüketen bir ürünü almanın bu ülkeye bir yararı yok. Bizim özel sektörden de beklentimiz var. Ayrıca devletten de teşvik bekliyoruz elbette. Alınan ‘Yerli ürün kullanın.’ kararlarına rağmen kendi alanlarında ne yazık ki ithal ürünler kullanan bakanlıklar var. Bizim ürünlerimiz Cambridge’te, Oxford’ta, Arsenal’ın standında kullanılıyorken buradaki kendi adalet sarayımızda Alman markası bir kazan kullanılmasını yadırgıyoruz. TBMM’de keza bugün ithal kazanlarla ısınıyor. Ne yazık ki bunlar Türkiye’de bürokrasiyi geçemediğiniz noktalardır. Bugün Almanya’da meclisi Türk kazanlarla ısıtmaya kalksanız büyük bir tepki oluşur. Bizim de aynı oranda duyarlı ve destekleyici olmamız gerekiyor.
 

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 17:30
Robot Yatırımları
YORUM EKLE

ST Endüstri Radyo

ST Endüstri Radyo

Dergiler
Partnerler