Omron

“Kaynak Prosesi İçin Robotlu Üretim Yapmak İstiyoruz”

ST Endüstri Radyo

Termo Isı Sistemleri Genel Müdürü Cem Özyıldırım ile bir araya geldik hem de firmanın yatırım hedeflerine değindik.

İstanbul’da 1967 yılında kurulan Termo Isı Sistemleri Ticaret ve Sanayi A.Ş, bugün ısıtma sektörünün öncü firmaları arasında, Ecostar markası ile yer almaktadır. Merkez ofisi İstanbul’da bulunan Ecostar, üretimini Tekirdağ/Çorlu’da 50 bin metrekare açık ve 15 bin metrekare kapalı alanı olan fabrikasında gerçekleştirmektedir. Yurt içi ve yurt dışı satış ofisleriyle müşterilerinin taleplerini dünya standartlarında karşılamaktadır. Ecostar, monoblok ve duoblok olmak üzere iki ana grupta ihtisaslaşmıştır. 40 kW’tan 11.500 kW’a kadar domestik-monoblok yakıcı üreten Ecostar, 67 mW’a kadar da değişik endüstriyel uygulamalar için müşteri talepleri doğrultusunda sanayi-duoblok yakıcı üretimi yapmaktadır. Ecostar’ın yaptığı yakıcı sistemler arasında sıvı, gaz ve çift yakıtlı ürünler ile biogaz, ethanol, kömür tozu, talaş, atık yağ ve atık gazlar için özel yakıcılar da bulunmaktadır. Ecostar kendi Ar-GE yatırımlarıyla sürekli yeni ürün çalışmaları da yapmaktadır. Uzun yıllar içinde edinilmiş olan deneyimlerle müşterilerinin farklı taleplerine karşılık verebilen Ecostar, yurt içinde ve yurt dışında anahtar teslimi devlet ve özel sektör taahhüt projeleri de gerçekleştirmektedir.

Monoblok ve sanayi yakıcılarının yanı sıra monoblok ve endüstriyel sıcak hava jeneratörleri, endüstriyel fırınlara ve akışkan yataklı kazanlara özel yüksek ısıya dayanımlı proses bek yakıcıları, yoğuşmalı kazanlarda kullanılmak üzere premix yakıcıları ve diğer çeşitli ürünlerle, Ecostar uzun yıllardır çözüm odaklı olarak müşterilerine hizmet vermektedir. Türkiye’de ve yurt dışında çözüm odaklı ve güven esaslı olarak faaliyetlerine devam eden Ecostar, müşterilerine en az maliyette en yüksek verimi ve kaliteyi sunmak için çalışmalarına daha da gelişerek devam etmektedir.

Ecostar markası Termo Isı bünyesinde mi bulunuyor? Üretiminiz nerede gerçekleşiyor?

Biz Termo Isı Şirketler Grubu olarak ısı sektöründe bu sene 50’nci yılımızı geride bırakıyoruz. Ecostar makamız da şirketler grubumuzun dahilindedir. Bunun öncesinde İstanbul Maltepe’de tesisimiz vardı, orayı kapattık. Fabrikamız Çorlu’da bulunuyor. Yaklaşık olarak 2000’li yıllardan bu yana orada üretim gerçekleştiriyoruz. 50 dönüm bir arazi içerisinde, 15 bin metrekare kapalı alana sahibiz. Yaptığımız üretim tamamen ısı ve enerji sektörüne bağlı ilerleyen bir yapısı var. Seri üretimlerimizle beraber proje bazlı üretimlerimiz de mevcut. Bu üretimi hem iç piyasaya hem de yurt dışına ihraç ediyoruz. 

Ürün çeşitleriniz ve pazara sunduğunuz ürünlerin özellikleri nelerdir?

Firmamız 40 KW-11.500 KW arası domestik brülörlerin yanı sıra Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşlarına 57 MW’a kadar yakma sistemleri üretmekte uzman bir kuruluştur. Ayrıca enerji santralleri, şeker fabrikaları ve çimento tesislerinin; dönüşüm, otomasyon ve modernizasyon uygulamalarını da hayata geçiriyoruz. Özellikle taahhüt grubu ile buharın enerji üretimi ve proseste kullanıldığı her türlü buhar kazanında; yakıcı sistemlerin tedariki, montajı ve devreye alınması işlemleri de verdiğimiz hizmetler arasında yer alıyor. Talebe göre mevcut sistemin montajı ve sistemin hazırlanması da proje taahhüt grubumuz tarafından gerçekleştiriliyor. Referansları arasında Yeniköy Termik Santrali, Sivas Kangal Termik Santrali de olan firmamız 80’e yakın ülkeye 500 çeşit ve modelde ürün ihraç ediyor.

Üretim prosesinizden bahseder misiniz? Ürünleriniz son formuna erişirken hangi aşamalardan geçiyor?

Burada konuya iki kademede bakabiliriz: Standart ürün ve siparişe dayalı ürün. Hangi ürün olursa olsun bizde üretimin ilk başlangıcını satış oluşturuyor. Standart ürünlerde zaten iş formları açılıyor. Ancak siparişe dayalı ürünlerde durum farklı… Satış yapıldıktan sonra üretilecek ürününü dizayn ve tasarım kısmı var. Proje bazlı bir çalışma ise önemli olan mühendislik hizmeti oluyor. Çizim ve projelendirmesi yapıldıktan sonra malzeme listeleri hazırlanıyor. Bunlar yaklaşık bir aylık bir süreci buluyor. Yan sanayide dışarıda üretilecek bölümleri var ise bunlar hazırlanır. Dışarıdan gelecek ürünler bitince kalite testinden geçiyor. Veya bizim tesis içerisinde de üreteceğimiz parçalar olabiliyor. Sipariş açıldıktan sonra bizim kendi üretimimiz içerisinde talaşlı imalat kısmımız var. Devamında ambardan sonra üretime alınıyor. Ve üretim gerçekleşip teslimat haline ulaşıyor.

“ROBOTLU KAYNAĞA GEÇECEĞİZ”

Üretimde Endüstri 4.0’a geçmek için çalışmalara başlayan Ecostar, daha hassas ve seri kaynak imkanı için robotlu üretime geçmeye hazırlanıyor. Firmanın Genel Müdürü Cem Özyıldırım ile Çorlu’da fabrikalarında beş, altı ay evvel oluşturdukları talaşlı imalat bölümü hakkında görüştük.

Peki, sizin talaşlı imalat kısmınızda neler var?

Biz birkaç sene öncesine kadar üretimimizi tamamen dışarıya yaptırıyorduk. Ancak hassas içeriklerimizi ve hassas ürünlerimizi kendi bünyemize almamız gerekti. Ve bu yönde de yatırım kararı aldık. Yaklaşık beş, altı ay önce içeride bir yapılanmamız oluştu. Talaşlı imalat kısmımızda Durmazlar’dan lazer, silindir ve abkant aldık. Daha farklı ürünlerimizi de farklı firmalardan aldık. Bunların güzel tarafı yeni sistemde makinaların birbirleriyle konuşması söz konusu olacak. Durmazlar da zaten bununla ilgili konular üzerinde çalışıyorlarmış. Şu anda biz kendimiz tasarımı yapılan ürünlerin kesin siparişlerini içeriye aktarıldıktan sonra, bunu projelendirmeden makinalara aktarabiliyoruz. Söz konusu makinalar bu bilgileri alıp, kendi kendine otomatik olarak ürünleri kesebiliyorlar. Bunları da biz izleyebiliyoruz, izlenebilirliği mevcut. Fakat makinaların birbirleriyle haberleşme kısmı henüz mevcut değil. Henüz makinacılar da Ar-Ge aşamasında olduğu için beklemedeyiz. 
Bizim şu anda bir proje çalışmamız var. Kaynakta seri üretimde robotlu üretimle ilgili araştırma çalışmalarımız başladı. İleriye dönük olarak ne zaman gerçekleşir, elbette net bir şey söylemem mümkün değil… Ancak bizim yatırım planlamalarımızda bulunuyor. 

Bu süreçlerde ERP sistemi çok mühim. Siz hangi firmayla iş birliği içerisindesiniz?

Aslına bakarsanız biz birkaç markayla bugüne kadar çalıştık… IBM ile başlayan 50 yıllık yolculuğumuzda değişik ERP’ler kullandık. Şu anda IFS, SAP gibi markalarla görüşmelerimiz devam ediyor. Elbette burada işin kapsamıyla beraber fiyat dengesi oldukça değişkenlik gösteriyor. E bir de şöyle bir şey var… ERP belirli bir zaman dilimi sonunda isteklerinize cevap veremeyebiliyor, program kaldırmayabiliyor ya da firma kapanabiliyor. Açıkçası bizim beklentimiz daha uzun süre bizi götürebilecek bir firmayı bulabilmek! 

Makina alımlarınızda neye dikkat ediyorsunuz?

Bizim parkurumuzdaki ürünler önemli ürünler ve herhangi bir arıza yaptığında üretimi aksatan sistemlerdir. Bu nedenle seçimlerimiz profesyonel olmalıdır. Bununla beraber güvenlik açısından da alınan kararlar oldukça mühim. Mesela yanlış bir vinç seçimi çok tehlikeli sonuçları beraberinde getirebilir. 
Elbette standardizasyon da çok önemli… Türkiye’de bu yavaş yavaş gelişiyor. Meslek eğitimleriyle ilgili kontrol mekanizmaları gerekiyor. Bu olduğu sürece kazalar olmaz ve firmalar bunları üretirken de standardına bakarlar.

“YATIRIM PLANLAMALARIMIZ SÜRÜYOR”

2018 yılında oldukça ciddi yatırımlar yapmayı planladıklarını ifade eden Termo Isı Sistemleri Genel Müdürü Cem Özyıldırım “Yeni dönem için yatırım çalışmaları üzerindeyiz. Makina yatırımımız olacak, boya tesisi planlamalarımız var. Bununla beraber otomatik konveyör sistemleri kurmayı planlıyoruz. Kapasite artışına gideceğiz.” dedi.

Yerli üretimde size çözüm sunanlar hakkında düşünceleriniz nedir

Makina noktasında gerçekten iyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Yapmamız gereken ilerlemeler var ama şu anda hem ihracat açısından devamlı bir gelişme trendi var. Tabii bizim için en önemli nokta Türkiye’nin makina tanıtımı konusunda hızlanmasıdır. Bir dönem hızlanmıştı ama ekonomide yaşanan son gelişmelerle beraber yavaşlama sürecine girildi. Bu elbette Türkiye imajı olarak görünen kısım... Kalite noktasında gelişmemiz var. Bazı ülkeler Türk makinalarını kullandıkça ve sorun yaşamadıkça daha fazla rağbet etmeye başlıyor. Bundan 10 sene evvelle şimdikinin üretimi farklı. Teknolojinin daha fazla geliştiği, Ar-Ge ve inovasyonun alt yapısının oluşması, üniversitelerle olan ortak çalışmalar bunların hepsinin kompozisyonudur. Sonuçta buradaki kalitenin de artmasına neden oluyor. 

Türkiye makina üreticiliği sizce ne durumda?

Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, iki kıtayı birleştiren bir coğrafyada bulunması gibi avantajlar nedeniyle çok kültürlülüğün global ticaret ve iletişimde önemli olduğu böyle bir zamanda, makina üreticiliği alanında şu anda olduğu noktadan çok daha iyi bir durumda olması gerekirdi. Geçmişte uygulanan hatalı politikaların ve/veya alınan yanlış kararların bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Ancak şimdi bu durumun hızla değişmeye başladığını, bazı bürokratik engellerin aşıldığını, eğitime ve Ar-Ge’ye önem verildiğini ve her alanda hızlı hareket edilebildiğini de memnuniyetle gözlemliyorum. Bu sebeple ülkemizin makine üretiminde çok kısa zamanda hak ettiği konuma geleceğinden hiçbir şüphem yok.

Sektöre bakıldığında size göre en büyük problem nedir?

Ara eleman eksikliği sektörün yaşadığı problemlerin başında geliyor. Herkesin mimar, mühendis, avukat, doktor olmaya çalıştığı bir dönem yaşıyoruz. Fakat unutmamak gerekir ki, üretimde çalışan eğitimli kalifiye eleman ve ustalar olmadan bu meslekler de değersizleşir. İç pazardaki tipik tüketici davranışlarından biri olan yabancı hayranlığı da problemlerimiz arasında yer alıyor. İç piyasa olmadan ihracatınızı destekleyecek sermaye yapısını yaratamayabilirsiniz. Türk makinaları, dünya çapında kaliteye sahip ürünleri ve satış sonrası hizmetleriyle yabancı markaların önünde olmasına rağmen; hem kamunun hem de yerli müşterilerin ilk sıradaki tercihleri arasında bulunmuyor.

Peki, gelecek stratejileriniz arasında yatırım hedeflerinizde neler var?

Şu anda bir üretim alanımız var. Yeniden bir üretim yeri daha planlıyoruz, şu anda yapım aşamasındayız. Kendi üretimimizle ilgili bazı stratejik ürünler geliştirip üreteceğiz. Bizim ana konumuz brülör ve ısı sistemleridir, biz bu konuda gerçekten Türkiye’de iyi konumdayız. Bu pazardaki liderlerden bir tanesiyiz.  Önemli olan Türkiye’de bir yerlere gelebilmek değil, yurt dışı pazarlarında tanınmaktır. Buna bağlı olarak yeni ürünler üretmek ve projeler yapmak hedeflerimiz arasında yer alıyor. Biz bundan üç sene evvel Ar-Ge’sine başladığımız yoğuşmalı kazanların geçen sene prototiplerini ve satışlarını gerçekleştirdik. Bu sene de tamamen satışlarımız iyi konumda gitmektedir. Buna bağlı yeni ürünlerimiz de gelecektir. 

Yenilebilir enerjide yatırımlar yapmaya çalışıyoruz, konjonktür biraz da o tarafa kayıyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesinden dolayı yenilebilir enerjiye de yatırım yapma çalışmaları üzerindeyiz. Direkt olarak ne yapacağımızı söylemek istemiyorum ama birkaç sene içerisinde bu noktada duyacaksınız. Burada amaç katma değerli ürün yaratabilmek, üretebilmektir. Esas hedefimiz budur ama bununla ilgili olarak makina yatırımı olarak bir boya tesisi yatırımımız olacak. Açıkçası otomatik konveyör sistemlerini düşünüyoruz. Otomatik ambardan malın çıkıp montaj hattına otomatik olarak gelmesini sağlayan vagon sistemi planlarımız dahilinde… Bununla ilgili modernizasyon zirvenizde bir takım görüşmeler yapmıştık, onların etütleri tamamlandı. Belki önümüzdeki sene içerisinde gerçekleştirebiliriz. Şu anda bu konuyla ilgili olarak bütçe çalışmalarımız mevcut. Onun haricinde montaj hattındaki bant sistemlerinde yenilikler düşünüyoruz. Maliyetler önemli bir noktada… Ayrıca üretimde kapasite artırımı düşündüğümüz için kaynak yaratabilme noktasında çalışıyoruz. 
 

Robot Yatırımları
YORUM EKLE
İlişkili Haberler
SEKTÖREL BÜLTENE ABONE OL
Dergiler
Partnerler