İSO VE ENOSAD webinarları, gıdada dijital dönüşüm ile sona erdi

İstanbul Sanayi Odası ve ENOSAD tarafından düzenlenen webinar serisi, “Gıda Ürünleri Sanayii”nde dijital dönüşüm ile tamamlandı.

İSO VE ENOSAD webinarları, gıdada dijital dönüşüm ile sona erdi
Endüstrideara

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği’nin (ENOSAD) katkıları ve İAS Yazılım iş birliğiyle 16 Haziran’da başlayan ve bir ay süren sanayinin sektörel dijital dönüşüm uygulamaları online seminer dizisi, serinin onuncusu olan “Gıda Ürünleri Sanayii” ile son buldu.

Teknoloji Girişimcisi & Teknoloji ve İnovasyon Danışmanı Ergi Şener’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen webinarda; İletişim Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, HKTM Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri CEO’su Tunç Atıl, IAS Yazılım Genel Müdürü İlker Er, DACEL Elektronik Yazılım Geliştirme Mühendisi Ali Rıza İçöz ve FSSoftware Satış ve Proje Müdürü Dursun Tosunoğlu yer aldı. 

“İŞLETMELERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM KOMİTESİ KURULMALI”

İşletmelerin öncelikle dijital dönüşüm ya da verimlilik komitesi kurmaları gerektiğinin altını çizen İletişim Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, “İşletmeler, kendi süreçlerine hakim olmak zorunda. Bu süreçlerin her bir diliminde verimlilik analizi yapabilmeleri gerekiyor. Ardından verimlilikle ilgili hangi noktaya dokunabilirsek, nasıl bir proje yaparsak bir sonrakinde daha fazla fayda sağlayarak kaynak elde eder, böylece daha kompleks ve maliyetli projelere girebiliriz diye araştırmaları lazım. Çünkü hepsi bir kaynak sorunu. Dolayısıyla hangi sorunların elzem olduğu işletmeden işletmeye hatta ülkeden ülkeye değişebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Hatunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşletmelerde öncelikle verimlilik tespiti yapmak gerekli. Bu da MES gibi bir yapıyı sahada yerleştirmekle başlıyor. Sahadan verileri doğru alarak analiz etmeli ve sorunları tespit etmeliyiz.” 

“BAKIM ÇÖZÜMÜMÜZÜN YÜZDE 80 DOĞRULUK PAYI VAR”

Endüstri 4.0’ın da diğer sanayi devrimleri gibi bir süreç içerisinde gerçekleşeceğine ve evrim olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan HKTM Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri CEO’su Tunç Atıl, sektöre dair örneğine İstanbul Halk Ekmek fabrikasında devreye aldıkları projelerini anlatarak başladı: “Saatte 7 bin 500 ekmeğin el değmeden kasalanması amacıyla bir hat kurulumu hayata geçirdik. Sistemi kurgularken el değmemesi adına 3 adet altı eksen robot kullandık. Robotların da sepetlere ekmekleri yerleştirmek üzere karşılama düzeneği patentli bir çözümle üretildi. Çünkü sıcak ekmeğin zorluğunu işin içine girince anladık. Daha önce manuel olarak yapılan işlemin, el değmeden kasalara konulmasını ve paletler üzerinde sevke hazır hale gelmesini sağladık.” dedi.

Uygulamanın robotlu bir otomasyon sistemi ve Endüstri 3.0 olduğunu belirten Atıl, yapılanın Endüstri 4.0’a başlamadan önce işin temeli olduğunu dile getirerek talep gelmesi halinde yapılabilecekleri ise şöyle sıraladı: “Öncelikle fırının girişinden ve işletmelerden gelen taleplerin sistemde toplanarak, kaç adet ekmeğin üretilmesi gerektiği verisinin alınmasıyla işe başlayabiliriz. Dağıtım tarafında ise, hangi bayinin hangi konumda yer aldığından kaç adet ekmek siparişi verdiğine, sevkiyatın organize edileceği araçtan izlemesi gereken rotaya ve harcanması gereken minimum yakıta kadar süreçler dijitalleştirilebilir. Benzer şekilde hattın öngörülmemiş bir arıza yapması halinde, hattı durduracak kritik elektrik motorlarından birinin yanına koyduğunuz ekran, önce motorun verilerini öğreniyor. Öğrendikten sonra sanal ikinci bir elektrik motoru gibi davranıyor ve bir süre sonra her iki motordan akım ve gerilim değerleri sürekli olarak izlenebiliyor. Bu izlemelerde akım ve gerilim değerlerindeki farklar, belli frekans aralıklarında çeşitli arızaları öngörebiliyor. Dolayısıyla sistem çalışırken ne kadar sorun çıkacağı konusunda bir fikir sahibi olabiliyorsunuz ve bunu yüzde 80’in üzerinde bir doğruluk ile yapabiliyorsunuz.” 

“İÇSELLEŞTİRİLMELİ VE DOĞAL REFLEKS HALİNE GETİRİLMELİ”

Dijital dönüşümde zihniyetin yerleşmesinin ve devamlılığının önemli olduğunu belirten IAS Genel Müdürü İlker Er, bununla birlikte gelen kazanımların edinilmesi, yeni bakış açısıyla konulara ve fırsatlara bakılması ve yeni çözümler üretilmesi gerekliliğine değindi.

Dijital süreçlerin, mantığının ve dinamiğinin içselleştirilerek doğal refleks haline getirilmesi gerektiğini dile getiren Er, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle işletmelerde yönetimlerin kararlı olması ve konuyu stratejik bir hedef haline getirmesi önemli. Bu hedefin makina parkındaki bir makinayı yenilemekten bile daha önemli olduğunu düşünüyorum. Sadece beyaz yakalılara değil, mavi yakalılara da eğitimler verilmesi ve kendilerini geliştirmelerine fırsat tanınması gerekiyor.” dedi.

Er, gıda sektöründe yönelik sundukları çözümleri de şu şekilde anlaatı: “Uçtan uca barkodlama ve barkod okuma takipleriyle, bütün proseslerde ürünün tüm partilerini takip edebiliyoruz. Sektördeki bazı alanlarda paçallamaya özgü geliştirdiğimiz uygulamalar var. Sistemimizin varyant konfigüratörü sayesinde bunları kolaylıkla yapabiliyoruz ve böylece sektöre ait bir soruna çözüm sunuyoruz. Benzer şekilde uygulamamızın içerisinde sektördeki kalite prosesine özgü çözümlerimiz mevcut. Müstahsil ve emanet süreçleri, uygulamamızın içerisinde yer alıyor ve entegre bir şekilde yönetilebiliyor.”

“FIRIN OPTİMİZASYON PROJESİNDE VERİYİ İŞLİYORUZ”

DACEL Elektronik Yazılım Geliştirme Mühendisi Ali Rıza İçöz, “Dijital dönüşüm ile varılacak olan bir sonuç değil, süreçler bütününden bahsediyoruz. Varılacak olan bir nokta olarak tarif edildiğinde bu tarz dijital dönüşüm projelerinin başarılı olamadığını tespit ettik. Süreç ilerlerken bile dönüşmek gerekiyor. Hem değişim hem de süreç yönetimini içeren projeler bütünü. Bu şekilde ele almak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Sektörden örnek veren İçöz, Ülker Grubu’nun bünyesinde bulunan Pladis firmasının fabrikasında yaptıkları fırın optimizasyon veri işleme projesini anlattı: “Bisküvi sektöründe fırın kilit rol oynuyor, ürünün kalitesini belirliyor. Her ne kadar otomasyon sistemleri olsa da fırınları işleten operatörlerin deneyimi kilit öneme sahip. Dijital dönüşümle birlikte, veriye dayalı üretim planlama sistemleri değişmeye başladı. Yaklaşık 60’tan fazla ısı sensörü, her 5 saniyede bir loglanıyor. Bu işlem 7/24 gerçekleşiyor. Yaklaşık üç ay süre boyunca veriler toplanacak ve buradan Schneider Electric’in fırın optimizasyon sistemiyle gözden geçirilerek, fırınla ilgili ürüne bağlı olarak otomatik optimizasyon sağlanacak.” dedi.

“SEKTÖRDE DİJİTALLEŞMENİN GEREĞİ OLAN OTOMASYONU MAKSİMİZE ETTİK”

FSSoftware Satış ve Proje Müdürü Dursun Tosunoğlu, “Önümüzde Endüstri 4.0 devrimi var ve biz istesek de istemesek de gerçekleşecek. Öncelikle bunu kabul etmek gerekir. Üretim modelleri değişiyor, müşterinin ve tüketicinin daha ön planda olduğu üretim modellerine geçiliyor. Bu kapsamda esnekliği sağlayacak yapıları hazırlamamız gerekiyor. Bir yandan en verimli, en kaliteli, en ucuz ürünler üretilmeye çalışılacak diğer yandan da ürünün uçtan uca izlenebilirliğinin sağlanması gerekecek. Dijital dönüşümün temelinde yazılım var. Bu konudaki bileşenler, yazılımla birlikte zikredilmeli. Hiç kuşkusuz veri çok önemli hale geldi. Bu nedenle işletmelerin sektör bağımsız yapmaları gereken ilk şey, süreçlerini anlamalı ve bugünden veri toplamaya başlamaları lazım. Değişim, toplanan veriler anlamlandırılıp yıkıcı bir yaratıcılık yaratıldığında başlayacak ve senaryo değişecek.”

Sektöre ilişkin Burger King, Arby’s gibi fast-food restoranlarına et ürünleri tedarik eden Ekur Et uygulamasından örnekler paylaşan Tosunoğlu, şunları söyledi: “Canlı hayvandan köfteye kadarki süreci takip ettik. Canlı hayvandan karkasa kadar olan sürecin RFID ile takibini sağladık. Hayvanların kulaklarına takılan küpelerdeki numaralarla hangi hayvan ne tür ilaçlar aldı, nasıl beslendi gibi tüm bilgiler bulunuyor ve izleniyor. Bu bilgiler kesim sırasında sistemlerimize aktarılıyor. Almanlar tarafından kurulan otomasyon sistemiyle entegre oluyoruz ve monoray sistemler otomatik hareket ediyor. Hareket emirlerini sistemlerimiz veriyor. Kalite kontrol sürecine giren ürünün yağlılık oranına göre bir kalite değeri oluyor ve bu doğrultuda ilgili depolarda saklanıyor. Üretimin reçetesinde ihtiyaç olan ürünün yağlılık oranına göre otomatik verilen emirlerle monoraylarda karkaslar üretime geliyor. Manuel ağırlıklı sektörde dijitalleşmenin gereği olan otomasyonu maksimize ettik. Köfte oluşumunun bir kısmında insan faktörü bulunuyor oradan da veri almamız gerekiyor. Oradan da veriyi, izlenebilirliği kırmamak adına el terminalleri, veri toplama cihazları üzerinden aldığımız bilgileri hangi köftenin içerisinde hangi hayvanların etleri, hangi katkı maddeleri olduğunu vb. takip edebilme imkanımız var.”  
 

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2020, 09:51
YORUM EKLE

Noya

Halıcı

Dergiler
Partnerler